Amerikali Turk

Yazarlar

CHP İktidar Olamıyor Çünkü, Atatürk’ün Politikasını Üretemiyor!..

July 12, 2012 12:13 PM

SOSYAL demokrat anlayışın doğal odağı olan CHP, nedense bir türlü iktidara gelemiyor. Yapmak istediklerini ve yapacaklarını tek tek açıkladığı halde... Oysa “Atatürk’ü çok seven Türk milleti acaba neden CHP’yi iktidar yapmıyor?” diye bir soru da insanları meşgul etmiyor değil hani.

Başta şunu söylemek gerekir ki Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geldiği günden itibaren eski yönetim ile yöneticilerin biletlerini kesip yeni anlayışın locaya geçmesini sağlamalıydı. Çünkü bugüne kadar gelen yanlış yönetim düşünceleri alternatif bir fikir durumunu yaratmadığı gibi... Aksine ne alternatif bir düşüncenin, ne de onu yapmak isteyenin önü açılıyordu parti içinde.

Her zaman CHP kapalı bir kutu halinde karşımıza çıkıyordu. Olası bir Anayasa değişikliği... Siyasi Partiler Kanunu... Seçim barajının sürüncemede kalması... Ekonomik faaliyetlerin sürekli “Başa gelirsem şu kadar para vereceğim...”den yola çıkılarak zeminsiz bir temelin tutmasına çalışması... CHP’de de onaylanmış bir hareket olarak karşımıza çıkıverdi.

Oysa beklenen CHP, asla buralardan yola çıkmamalıydı. Mesela iktidar ve onun partisi ne zaman bir atılım yapmış olsa hemen itiraz edip karşısına olumsuzluklar zincirini yüksek sesle ifade etmeye çalışması, ondan beklenen yenilikçiliği göstermiyordu.

Halbuki bunun böyle olmaması için kendine yeni bir alternatif politika üretmelidir. Örneğin AKP’nin bir doğrusunu (veya yanlışını) hemen analiz edip onu Türk siyasi gündeminin süzgecinden geçirerek müdahale değil, yapması için olumsuz örneklerini tek tek saymalıdır. 

KILIÇDAROĞLU, ATATÜRK’ÜN ORTADOĞU DÜŞÜNCESİNİN GEÇERLİLİĞİNİ ANLATMALIDIR!...

Amerika’nın ve Avrupa’nın tek korktuğu şey, Ortadoğu coğrafyasında Atatürk’ün laiklik kavramının ve laiklik ile milliyetçiliğinin yeşermesidir. Eğer korkmuyorsa o halde neden Türkiye’yi bugüne kadar sürekli ambargolarla ve tehditlerle korkutmaya çalıştılar?
Neden Kuzey Irak meselesinde önümüze çıkarak PKK terör örgütünü korumaya kalkışıyorlar?..
Batı demokasilerinde bir ülkeyi tehdit etmek için sürekli terör örgütünü destekleyeceksin diye bir kaide var mı?..

Ayrıca, Ortadoğu’da neden Arap Baharı adı altında sürekli halklar ayaklanıyor?..

Şu bizim Avrupalılar, Arap halklarının sakin bir şekilde seçim hakkını kazanması için neden Ortadoğulu liderlerle görüşerek olayı sakin bir şekilde halletmeye çalışmazlar?..
Çalışmazlar. 

Çünkü Ortadoğu, Batı aleminin arayıp da bulamadığı bir merkez. Hem de enerji merkezi. Bu enerjinin trafiğini ve yönetimini ellerine alabilmek için icat ettikleri İsrail hükümetini Ortadoğu’nun başına getirmek istiyorlar. Bu açıkça sırıtmaktadır.

İşte tam da burada CHP, bunları daha detaylı ve daha farklı bir biçimde ele alarak Ortadoğu politikasını belirlemelidir. Bugün CHP ortaya çıktıp, “Ne işimiz var Ortadoğu’da? AKP lideri Ortadoğu’da savaş istiyor...” dediğinde, hemen arşivleri karıştırıp Atatürk’ün o muhteşem açıklamasını bulduk. Bakın Ortadoğu konusunda ne demiş Yüce Atatürk:

– “...Şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet'in mukaddes yerlerinin Museviler'in ve Hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamber'in son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahaddin'in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz...”

İşte Atatürk’ün milli irade gücü bu...

İşte Atatürk’ün Ortadoğu hakkında düşünceleri bu...

İşte Atatürk’ün dış milli politikası bu...

Ama CHP ne yapıyor?..

Sürekli iç politika ve dış politikada Atatürk’ü yanlış yerlerde kullanarak malzeme yapıyor ve siyasetine halk tarafından “olur” almaya çalışıyor.

Bu yanlıştır.

Doğru olan, Atatürk’ün nasıl ki “Peygamberimizin kabrinin bir şekilde kaldırılarak kendilerine alan açmaya çalışan Suudilere karşı savaş ilanı” verdiyse... Aynı şekilde Ortadoğu meselesinde de Batı’ya ve özellikle Amerika’ya karşı “Ortadoğu’da yabancı hakimiyeti nüfuz ederse kanımızı dökmeye hazırız” diyorsa... Bugün de CHP, dış politikada çok ileri görüşlülük kavramına haiz olup derhal milli görüşünü politikaya ve Batı’ya yansıtmalıdır.

Ama bugün, bu yansıtılamadığı gibi... Aynı hatayı iç politikada da devam ettiren CHP, iktidar olmaktan sürekli uzak kalmaya başlamış bulunuyor.

Oysa CHP icra ettiği tüm politikalarda Atatürk’ü CHP koltuğuna oturtmaması gerekir. Çünkü Atatürk, halkın gönlünde oturmuş yüce şahsiyettir. Onun düşüncesindeki Türkiye ve Türklük kavramı tüm ulusca bilinmekte ve izlenmektedir.

Ama ne yazık ki CHP, bugünkü siyasi duruşunu Atatürk adı altında politikaya sergilemekte... Sonuç olarak da başka partilere oy verenlere karşı Atatürk’ü siyasi rakip olarak göstermektedir.

Halbuki Atatürk (geçmişte CHP lideridir diye) bugün siyasi parti lideri gibi gösterilmemelidir. Aksine Atatürk, tüm insanların gönlüne taht kurmuş bir liderdir.
Belirti olarak parti içi seçimlerde bazı resimlerin partilerce paylaşılması bunun kanıtı olmuştur.

Hangi resim mi?..

Seçim arenasında... Kongrelerde... Kurultaylarda... Siyasi partilerimizin liderlerinin büyük boy resimlerinin yanına Atatürk’ün de büyük boy resmi asılmaktadır. İşte bu, Atatürk’ün tüm yurtta sevildiğini ve lideri olduğunun kabul gördüğünü göstermektedir.

Demek oluyor ki CHP, bütün iç ve dış siyasette sürekli Atatürk’ü CHP lideriymiş gibi göstererek bugüne taşıması yanlıştır. Eğer sürekli Atatürk’ü bugünkü siyasi parti(ler)in karşısına çıkarırsanız, Ulu Önder’in milliyetçi düşüncelerine zarar vermiş olursunuz.

CHP, BÜYÜK YENİLİKLER YAPARAK YEREL VE GENEL SEÇİMLERE HAZIRLANMALIDIR!..

Mustafa Sarıgül denilince akla gelen ilk şey, Şişli’de (ve İstanbul genelinde) CHP’nin kalesi olduğudur. Biliyorsunuz bir zamanlar Baykal’ın karşısına çıkıp genel başkanlığa adaylığını koyduğunda partililer çok sevinmişti. Ama ne var ki CHP’nin “Partililerim neyi takdir ederlerse o olmalıdır” diyerek meseleye radikal kararlar alarak bakması gerekirken... Maalesef bağırma - çağırmalarla geçen bir kurultayla CHP genel başkanını seçmişti. Ama Sarıgül’ü de kaybetmişti. Bugün ise yine bazı kesimler Sarıgül’ün ismini telafuz etmeye başladı.

Peki neden?..

CHP’ye yeni kan lazım da ondan.

O halde!..

Kılıçdaroğlu, “Halkın CHP’ye geçmesine sıcak baktığı” Sarıgül’ü kendine rakip olarak görüp de önceki yönetimin yaptığı yanlışlığa düşerse... İşte o zaman “CHP’ye istenen kişiler neden alınmıyor?..” sorusuyla karşı karşıya kalır...

Şu unutulmasın ki bugün Şişli Belediyesi, Sarıgül’ün başarılı yönetimiyle tavan yapmış durumda. Bu da, CHP hanesine artı olarak işlenmekte. Demek oluyor ki, Sarıgül’ü rakip olarak değil, güç katıcı olarak görmekte yarar var.

CHP’nin şu anki eleştirel yaklaşımları ile iktidar arasındaki durumun farklı boyutlara uzandığını hep birlikte görüyoruz. Oysa iyiye “İyidir” diyerek, daha da iyi olması için alternatif politikalar üretebilirse... İşte o zaman CHP, iktidara fark atacaktır. Şu unutulmasın ki terör için iktidardan randevu istemesiyle Türkiye’ye farklı gündem kazandıran CHP, “kim ne derse desin” oy potansiyelini artırmış durumdadır.

Şu unutulmasın ki iktidar, CHP’nin bağırıp çağırmasından yola çıkarak siyaset yapmaya çalışmaktadır. Demek oluyor ki CHP, yapıcı programları basın yoluyla halka anlatarak “İşte halka yapılacak gerçek hizmet böyle olur”u politikaya yerleştirirse, Türkiye’nin gündemi CHP sayesinde bayağı değişir. Bu da sosyal demokrat anlayışın halka güzel yansıdığı icraatlar olur. 

Yok eğer, “Hayır efendim. Bu yapılmak istenen şey yanlıştır” denilirse... O zaman, Sarıgül’ün de dediği gibi, “52 yıldır tek başına iktidar olmayan bir parti var.. Ben zaten şu an o partinin dışındayım. Ama üzülüyorum..” açıklaması ilelebet yapılacak demektir.

CHP (Atatürk’ün de dediği gibi) “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini önce yaptığı politikalarla göstermeli ve yaşatmalıdır. Alternatif siyasi ve ekonomik programları Meclis’e taşıyarak hükümetten bir adım önde hareket etmelidir. Eğer bunu yapmazsa, iç ve dış politikada başarı sağlayamaz. Çünkü “Ben Atatürk’çüyüm” demek başka şey... Atatürk’ün “çağdaşlaşma politikalarına yenilerini eklemek” başka şey...

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk