Amerikali Turk

Yazarlar

CHP Kurultayında Değişim Sloganı Vardı Ama Neden Değişimler Anlatılmadı?..

(1 votes, average 5 from 5)
July 19, 2012 4:00 PM

CUMHURİYET tarihimizin köklü partilerinden biri olan CHP, kurultay öncesinden çalışmalarına hız vermiş ve kurultaya giderek siyasi duruşunu göstermeye çalışmıştır. Elbette liste savaşları demokrasinin gereği olarak üstünde epey oynamalar yapılacaktır. Hatta politik alternatiflerin geleceğini bugünden tayin edebilmek için yanınıza alacağınız kişileri özgürce belirlemeye çalışacaksınız da.

Buraya kadar iyi güzel de...

Ya bundan sonrası!..

Örneğin Sabri Ergül konuşmasında şunları söylüyordu: “PM Raporu görüşülürken PM üyeleri konuşamaz, söz alamazlar. Bizlerin konuşması gereken üyelerin konuşma hakkını PM üyelerine 10 dakika vermek usule aykırı. Her şeyden önemlisi CHP’nin birliğidir, aramızdaki sevgidir. CHP’ye rol biçmeye çalışanlar var; iyi niyetliler var, kötü niyetliler var. Bazıları CHP’ye AKP rolü biçmeye çalışıyorlar. CHP’liler olarak biz AKP’nin yapay gündemine takılıp kalmayalım. CHP Genel Merkezi’ndeki taşeron işçilerini kadroya alın.”

– “Buradan neyi anlıyorsunuz?” diye bize bir soru sorulsa, onlara rahatlıkla şu görüşümüzü söylerdik:

“Basit ve partiyi rahatsız etmeyen düşüncelere paranga vurmayın. ‘Parti Meclisi üyeleri konuşamaz’ deniyor.

Peki neden?..

Neden konuşamıyor?..

5 dakika konuşunca partinin usulüne uygunluğu nasıl tespit edilmiş ki, 10 dakika partiye zararlı olarak düşünülmekte?..”

Ne olursa olsun, CHP gibi kökleşmiş büyük bir parti asla böyle 5 - 10 dakikalara kafa yormamalıdır. 5 dakikalığına konuşmak için kürsüye gelenler, diyelim ki 3 - 4 dakika daha konuşması uzadı...

Ne olacak o zaman?..

Partinin usülüne aykırı diye konuşmaları (Hiçbir zaman konuşulmadı) diye mi değerlendireceksiniz?..

Ne olursa olsun, CHP böylesi basit detaylarla yola çıkmamalı. Asıl CHP’nin düşünmesi gerekenin, AKP’ye karşı somut ve elle tutulur programları yürürlüğe sokarak Türkiye’nin gündemine renk katmalıdır.

Öyle değil mi?..

Ayrıca, Meclis kürsüsünde iktidar partisi “kürsüde konuşmaya sınırlama” getirdiğinde Kılıçdaroğlu bakın o tarihlerde ne demişti: “...Yani burada vatandaşlara bizim şu mesajı vermemiz gerekiyor; TBMM kürsüsünde milletvekillinin dokunulmazlığı vardır, milletvekili o kürsüde milletin temsilcisi olarak konuşacaktır. Yanlış konuşuyorsa zaten millet oy vermeyecektir, doğru konuştuysa da takdir edecektir. Şimdi siz konuşmasına engel getiriyorsunuz. Bu kabul edilirse bir önerge vereceksiniz belki ben iki önerge vereceğim. Tek önerge vereceksiniz... Böyle bir anlayış olabilir mi?.. Bu bir demokrasi darbesidir...”

Kılıçdaroğlu Meclis’te kürsüde konuşma hakkını savunmak için iktidar partisine yüklenirken.... Maalesef aynı çıkışı kendi kurultayında vekillerine ve delegelerine konuşma hakkı vermiyor. Herhalde bu bir CHP değişimi olamaz. Öyle değil mi?..

LİSTE SAVAŞLARI KURULTAY SALONUNDA HARARETLE TARTIŞILMIŞTI...

Liste savaşları elbette parti içi politikalarda tartışmasız önem kazanmaktadır. Bu önem, listenin siyasi duruşunun sonradan ne şekle geleceğini şimdiden gören bazı CHP’lilerin durum hakkında şüphelerinin olduğu yönünde de gelişmektedir. Ama hem “çarşaf” liste, hem “anahtar” liste ve hem de “blok” liste savaşları elbette siyasetin ayrı bir yüzünü oluşturmakta.

Ama durum öyle gözüküyor ki, bu liste savaşları, orta yerde dursa bile... Ona çeki düzen vermek için listelere istediği kişileri yerleştirmek için ekiplerin çalışması... Ortaya liste savaşlarını da beraberinde getirmekte...

Fakat ne olursa olsun, bunu üstlenenlerin, “ekip çalışması” adı altında en yüksek oyu almak için verdikleri bir çaba olarak da değerlendirilmelidir...
Anahtar liste... Adı üstünde, anahtar rolü oynayan listeye verilen ad olmakla birlikte... Bu liste olayı çok değişkenlik kazanabiliyor ve liste savaşları genel başkana gidene kadar adı değişik isimlere uğruyabiliyor.

Örneğin, “çarşaf liste” oluyor... Sonra da oluyor sana “anahtar liste”.. Bu listeler delegelere veriliyor. Onlar da demokratik haklarını kullanarak listedeki isimlerin yerlerini, başkalarıyla değiştirebilme olanağına sahip oluyor... Haliyle o da “blok liste” ismiyle genel başkana takılıyor. Yine de bu listeyi verimli görmeyenler genel başkana karşı alternatif liste sunarak seçime katılabiliyor.

Yani konuya nereden bakarsanız bakın, liste savaşları ve isimlerle politikaya hizmet verme alanları bloklar halinde kurultay salonunda sözlü ve yazılı olarak tartışılabiliyor.
Buna kurultay savaşları da diyebiliriz pekala.

DEĞİŞİM SLOGANINA YARAŞIR POLİTİKA MUTLAKA YAPILMALIDIR...

Ama kim ne derse desin... Kim nasıl bir liste ayarlarla ayarlasın... Kim(ler) blok listelerle yarışa katılırsa katılsın... Ortaya atılan kurultay sloganını salonda yansıtamamıştır. Yansıtması için, parti içi siyaset gündeme mutlaka oturtulmalıdır. 

Gerçi Ecevit’ten bugüne kadar yani bir kurultaya kadar bir örgütlenme yapılmamıştı. Bu kurultay, bu yapılanmayı gösteriyordu. Yani Kılıçdaroğlu, partisinde daha çok yıldızlar istiyordu. Ama kurultaya baktığımızda da, CHP’nin eski dönemlerinde, asla başka yıldızların oluşmasına tahammül edilemiyordu. İşte burada, “Kılıçdaroğlu, bu düşünceyle ve bu söylemlerle toplumsal açıdan büyük bir örgütlenmenin heyecanını yaşamak istiyor”u pekala söyleyebiliriz.

Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun, bu son kurultayla sosyal demokrasinin gerektirdiği gündeminin, “örgütsel” ve “tabanına dönük” bir politika sürecine girmesinin gerekliliğini bizlere göstermektedir.

Bu bize neyi hatırlatmış oldu biliyor musunuz?..

Bir zamanlar CHP’nin geçmişinde (genel başkanlık) konumunun diğer gelişmelere müsaade etmemesinin bugüne getirdiği siyasi zararı Kılıçdaroğlu partisinde artık görmek ve yaşamak istemiyor. Yani kitle partisine yönelmesinin en güzel getirisi, halka açık politikaların ön plana çıkarılmasıyla daha çok gerçekleşeceği yönündedir.

Bu gelişme, CHP’de değişim slganını hatırlatabilir. Evet ama ne olursa olsun CHP’li kadrolar, artık değiştiğini birlikteliğiyle göstermelidir.

– “Peki bu nasıl olacak?..”

Tabii ki “gölge kabine” hareketiyle adeta bir CHP bakanlar kurulunu oluşturmakla. Çok sıkı bir çalışmayla ve iktidarı çok sıkı bir takibe alarak bakanlığın her dalında yeni çalışmayla ve programlarla iktidarın karşısına çıkıp, “Şunu şöyle yapmalıydınız...” Veya “Bunu yaparken şu alternatif politikayı da yedekte bekletmeliydiniz...” görüşlerini çok önemli bir şekilde ortaya sunup, “İşte CHP”nin çalışması. İşte CHP’nin Türkiye için bakış açısı...” diyerek yepyeni bir sosyal demokrat anlayışı gündeme oturtmalıdır.

Yoksa, her gün yapılan eleştirileri de kurultayda dile getirerek alışılmış bir CHP’yi sürekli halkın önüne getirilmemelidir. Çünkü o yapılan eleştirileri zaten halkın kendisi de yapmaktadır.

MUSTAFA SARIGÜL’E BAKIŞ AÇISI...

Gönül isterdi ki Mustafa Sarıgül, Deniz Baykal, Önder Sav ve Kılıçdaroğlu kurultay kürsüsünde durarak AKP’ye büyük bir resim versinler. İşte o zaman ben “CHP’de değişim gerçekten yapılıyor” derim...

Ama nedense bu yapılmıyor. Ne dersek diyelim, yine de delegelere fark ettirilmeden (kurultay kürsüsünde olması gereken kişiler) birbirlerinden kaçıyordu.

Nasıl mı?..

Örneğin Kılıçdaroğlu’nun salonda konuşmasını yapıp kurultaydan ayrılmasından sonra Önder Sav salona giriyor.

İşte o zaman insanın aklına şu soru takılıyor:

– “Neden?..

Neden Sav, bu trafiği böylesine ayarlıyor?..

Neden kurultay salonuna önceden gelip yerini almıyor?..”

Bu demek oluyor ki, CHP’de halâ istenmeyen bazı şeyler devam ediyor. Oysa değişim sloganını zenginleştirmek için Sarıgül’ün, Baykal’ın, Sav’ın ve Kılıçdaroğlu’nun elele tutarak kurultayı coşturması gerekirdi.

Ama yapmadılar. Yapamadılar.

Bir de şu var: Kılıçdaroğlu davet etmişse ve davet edilenler kurultayda bu resmi vermemişse... O zaman yapacak bir şey yok. Kılıçdaroğlu’na söyleyecek de bir şey yok.

Ama ne olursa olsun, kim ne derse desin, madem ki “Değişim”le yola çıkıldı ve çıkılıyor... O halde eski ve yeni genel başkanlar... Genel sekreterler... İkinci adamlar... Üçüncü adamlar... Sosyal demokrat adına güzel bir resim vermeliydiler. Verilmiyorsa – Ki verilmedi – o zaman işin içine yeni isimlerle yeni resimler verilmeliydi.

Ne diyelim?..

Herhalde CHP değişimle, kamuoyunun karşısına çıkacak ve yeni politikalarını üretecek. Hayırlı olsun.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk