Amerikali Turk

Yazarlar

Yeni Dünya Düzeni ve Ortadoğu İle Boy Gösteren Kapitalizmin Acımasızlığı!..

(1 votes, average 5 from 5)
July 21, 2012 10:55 PM

SON Şam bombalanması, Esad rejiminin bundan böyle artık ayakta durabilecek bir yanının olmadığını göstermekte. Ayakta dursa bile, zamanla bu katliamın hesabını sormak için muhalif kanatın mutlaka içten içe güçlenerek yine Esad’ı köşeye sıkıştırmaya çalışacak.

Ne var ki bugünlerde bunu yapabilmek imkansızlaşıyor. Çünkü son Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki Suriye kararına vetoyla karşılık veren Çin ve Rusya, işin biraz daha uzamasından yana gözükmektedir.

Gerçi bu iki ülke de biliyor ki Esad rejimi bugünden itibaren bu baskıya dayanacak gücünün olmadığını. Ama ne olursa olsun Rusya’nın ve Çin’in çıkarlarının Şam üzerinde bir kez daha sırıtması tüm ülkelerce bilinmekte.

Tüm bu gelişmelerin yanında Türkiye’nin aldığı ve bundan sonra alacağı karar ve tavırlar da eleştirilmekte ve zaman zaman da övülmekte. 

Ancak...

İşin bir de başka bir boyutu var.

O da: TERÖR.

 Baba Esad’tan bu yana Şam’ın arka bahçesi olan PKK’nın katilleri, bugün yine arka bahçe olma yolunda iddialı görünmek istiyorlar. Son alınan haberlerde de basına yansıyan PKK’ya hastane hizmetleri, Şam’ın gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmaya başladı.

Bunun yanında, Suriye’nin içe dönük siyasi hatalarının devam etmesi, dış ilişkilerde de adeta iç savaşa davetiye çıkarıyordu.

Çıkardı da.

Peki ne oldu da Esad aniden böylesine acımasız oluverdi?..

Ne oldu da baba Esad gibi kendi halkına ve kendi topraklarına böylesine kan kusmaya başladı?..

Tabii bu soruların cevabı karşımıza hemen “Arap Baharı” olarak çıkmakta. Ama bu çıkışın ana sebebinde yine Batılı emperyalistlerin olduğu bilinmekte ve görülmekte.

O halde...

Bundan kurtulmanın yolu yok muydu?..

Elbette vardı.

O da, halkına güvenmek ve demokrasiyi, Batı’nın tuzağına düşmeden ülkeni sağlıklı bir şekilde seçimlere götürebilmek.

Bunu neden söylüyoruz?..

Şunun için: Hep aklımızı kurcalayan bazı sorular vardı. O da şunlardı:

– “Neden “Arap Baharı” Ortadoğu’da hep ayaklanmayla sonuçlanıyor?..”

– “Neden Baas rejimi sürekli inat ediyor?..”

– “Neden Ortadoğulu liderler bu kadar koltuğa yapışıyor?..”

– “Neden halklarını sevmiyorlar?..”

– “Neden ‘Dünyanın en harikası biziz’ diyerek inadına ayakta durmak için halkını öldürüyorlar?..”

Bu soruların cevabını biz söyleyelim:

1) “Arap Baharı”nı sahiplenerek ve daha kendi ülkelerine gelmeden önceden tedbirlerini alarak kurmaylarıyla birlikte demokasinin ülkelerine girişini yavaş yavaş yapsalardı bunlar olmazdı?..

2) Alıştırılmaya yönelik bir demokrasi rejiminin en büyük destekçisi olsalardı... Bir abi rolüne bürünerek geri çekilselerdi... Bugün hayatlarına mal olacak bir ayaklanmayla karşılaşmayacaklardı.

3) Halkını seven bir liderin, mutlaka o halk için bir şeyler yapmak istemesinin en azından görüntüsünü vermeliydiler.

4) Bazı ülkelerin kendilerini desteklediğini görerek, “Ben en büyüğüm, asla bu ülkeden ve bu koltuktan gitmem” inadından vazgeçerek, Batı’nın tuzağına düşmemeyi emperyalistlere gösterilmeliydi.

5) Eğer ki haklarını bir nebze olsun sevmiş olsalardı (veya deneselerdi) bugün ne Birleşmiş Milletler, ne NATO, ne Amerika, ne Rusya, ne İran ve ne de Uzakdoğu ülkelerine ihtiyaç duymadan yoluna devam edebilecekti. 

Esad bunu yapmadı. Sanki babasına söz vermişcesine, tıpkı babasının yaptığı katliamları devam ettirerek Demir Perde ülkelerine göz kırpmaya devam etti. Ama yeri geldiğinde de Türkiye’ye “Türkiye kardeşimiz. Bizim Türkiye ile bir alıp vereceğimiz yok” sıcak mesajlarını göndererek adeta masumları oynuyordu.

Evet, Türkiye’nin Suriye ile bir alıp vereceği yok. Ancak sınırında PKK’lı katilleri besleyerek, onlara her türlü olanakları sağlayarak (Ki, zaten bugüne kadar hep bunlara yardım ediyordu) Türkiye sınırlarına yerleştirmesi... Bir tehdit unsuru olarak gözümüze sokuluyordu.

DENİZAŞIRI ÜLKELER RAHATSIZ OLACAK, AMA TÜRKİYE RAHATSIZ OLMAYACAK...

Bunun üzerine Türkiye elbette bazı önlemler almak için sınırına yığınak yapacak. Bu, onun en tabii hakkıdır. Ama gelin görün ki Esad rejimi bundan rahatsızlık duyarak adeta kendini haklı duruma sokmaya çalışmakta.

Bir defa şunu söylemek gerekir ki Türkiye, asla bu savaşa girmemeli ve hep uzak durmalı. Evet ama, sınırına teröristleri yığan... Türkiye’nin gözünü korkutmaya çalışan... Bir zamanlar “Türkiye bizim Avrupa Birliği kapımızdır” diyerek Ankara’ya sahte gülüşler yapan Esad rejimi, ne oldu da aniden düşman kesiliverdi?..

Tabii ki Türkiye, “Halkını öldürme” dediği için.

Evet ama, “uçağımızın düşürülmesi”nde tutun... PKK’lı canilerin sınırımıza yerleştirilmesine kadar bir dizi tehdit unsurlarını gözümüze baka baka (hem de PKK’nın bayrağını inadına kendi topraklarında asa asa) yapmasından sonra... Nasıl olur da Türkiye önlemini almaz?..
Ayrıca...
Denizaşırı ülkelerden tutun, Uzakdoğu’ya kadar uzanan ülkelerden bazılarının Suriye’nin düşmesinden (daha doğrusu Şam’ın düşmesinden) rahatsız olacak... Biz, hem de Suriye ile yüzlerce kilometre sınırımız olduğu halde rahatsız olmayacağız?..

Olur mu böyle şey!..

Elin oğlu 10 bin, 16 bin kilometre uzaktan “Şam düşmesin. Esad inmesin. O inerse benim menfaatim de biter” diyecek ve rahatsızlık duyacak... Türkiye ise burnunun dibinde olan iç savaş tehlikesi taşıyan ve terörü Türkiye’ye karşı koz olarak kullanan ülkeden rahatsız olmayacak?..

Öyle mi?..

Hadi canım sende.

Daha düne kadar Iraklı Maliki, utanmadan “Türk jetleri hava sahamızı ihlal ediyor. Bu son olsun” dayılığını gösterirken... Türkiye’nin Maliki’ye, “PKK senin dağlarında yuvalanmış. Benim vatandaşlarımı öldürmek için her gün cinayet planları yapıyor. Ne yani, bu terörislere ‘Buyrun, burdan geçin’ diye çiçek mi vereceğiz? O zaman topraklarında yuvalanan bu cani örgütün işini sen bitir. Senin toprağından bana terör gelmesin” dememiz gerekmez mi?..

Tabii gerekiyor ve gerekeni de söylüyoruz. Ama adamın bir kulağından giriyor, öbür kulağından çıkıyor. Yıllarca topraklarını istila eden Amerikan askerlerine kucaklarını açan bir ikiyüzlü Maliki politikasıyla hareket edeceksin... Kadınlarınızın, kızlarınızın namuslarını kirleten bir istila gücüne bir şey demeyeceksin... PKK senin topraklarından Türkiye’ye terör için girecek, susacaksın... Ama bir şey yapmadığın için Türk jetlerinin Kandil dağını bombalamasına ses çıkaracaksın...

Öyle mi?..

Seni ikiyüzlü seni...

ORTADOĞU’DA OYNANAN OYUNLAR...

Dünyanın jandarması rolünü elinden bırakmak istemeyen Amerika, yeni dünya düzeni adı altında imparatorluğunu resmen başlatmaya çalışıyor. Ancak bu aynı heyecanı yaşamak isteyen Rusya da hiç geri durur mu?...

O da işin içine girmek için “Ben de varım” diyerek Ortadoğu’ya ayağını uzatır. BOP başlamadan önce kendisinin de varlığını hissettirmesine çalışır. Oysa Amerika, İsrail ile her zaman dirsek temasında olduğundan dolayı, İran’ı kontrolü altına alıp Lübnan’ı da karıştırarak, Hamas’ın önünü kesip... Katar’ın finansör ayağıyla İsrail’i hareketlendirip İran’ı köşeye sıkıştırmak ister... Suriye’ye baskı yapmadan, Halepli, Şamlı ve diğer şehirlilerin ayaklanarak isyan bayrağını hızlandırmak ister (tabii silah yardımıyla)... Suriyelinin kendi katkısıyla düşürdüğü Esad sonrası, Rusya’nın üslerinin de oradan (sözüm ona demokasi gereği) ayrılmasına sebep olmak ister... Amerikalının arayıp da bulamadığı büyük oyundur bunlar.

Peki bu nasıl önlenir?

Elbette, Suriyelinin kendi demokrasisini ve kendi haklarını kazanmak için Şam yönetimini devirerek.

Türkiye’nin rolü mü?..

Tabii ki her zamanki gibi barış ve huzur adına terörü bitirmek... Batı’nın oyununu bozmak için muhaliflere destek vermek (Ki, şu anda Şam yönetimi PKK’ya yardım etmekte)... 
Eğer Suriye bölünürse, o zaman Türkiye’nin stratejik açıdan işi çok güçleşir. Sınır güvenliği tehlikeye girer. Ortalık darmadağın olur. Kuzey Iraklı sinsi Barzani (Talabani’nin yardımıyla) kendi toplumunu Kürdistan adı altında birleştirmek için çabalar. Dedik ya sinsi diye, bu sinsiliğini Türkiye’ye karşı da oynayarak Ankara’yı Ortadoğu’ya çekmeye çalışır.

Kuzey Irak’a yabancı durmayan Beyaz Saray da, Türkiye’ye baskı yaparak, “Sen bunların abisisin. Onlara diplomasiyi ve devlet olma politikalarını öğretebilirsin” yağlamasıyla kırmızı çizgilerimizi yeşil çizgi yaparak Ortadoğu’nun karnını yumuşatır.

Sonra mı?..

Türkiye’nin iç huzurunu bozmak için dıştan baskılarla iç politikamıza burunlarını iyicene sokar (zaten burunları iç politikamızdan hiç çıkmadı ki)...

Bundan sonra mı?..

Eeeee Türkiye’nin birçok şehrine füze rampaları yerleştirirler artık.

Onun için bu deneylerini Ortadoğu’da yapmamaları için Suriye’yi gerekirse sınırlarındaki PKK kamplarını vurarak hayal edilen planları altüst etmeliyiz. Batı emperyalizminin Suriye’ye girmemesi için Türkiye’nin de bir B planı olduğunu hatırlatmalıyız.

Yok eğer binlerce kilometre uzakta olan ülkeler Suriye’den rahatsızlık duyarsa... Türkiye, burnunun dibindeki terör destekleyen memleketten neden rahatsızlık duymasın?..
Neden Türkiye rahatsız olunca, başka ülkeler bizden rahatsız olsun?..

Uyanık olmalıyız. 

ATATÜRK: “ORTADOĞU’YU AVRUPA EMPERYALİZMİNİN OYUN SAHASI OLMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Bakın Yüce Atatürk, Ortadoğu için ne demişti: “Araplar'ın Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. Araplar'ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar'dan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyetin mukaddes yerlerinin Museviler'in ve Hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet'e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahaddin'in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.”

Bugün eğer bu oyunlar oynanıyorsa (Ki oynanıyor)... Ortadoğulu bazı ülkelerin de emperyalist Batı güçlerine sempatiyle bakıyorsa (Ki bakıyor)... O zaman Atatürk yıllar önce söylediği bu tarihi sözlerine ne ekleyebiliriz ki?..

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk