Amerikali Turk

Yazarlar

Türk Ordusu’nu Küçümseyen Şahıslar, Ortadoğu Politikasının Saçmalığına Güvenmesinler!..

(1 votes, average 5 from 5)
July 30, 2012 3:57 PM

HER zaman yazıyoruz ve düşündürmeye çalışıyoruz. Ortadoğu bölgesindeki gelişmeler her ne kadar tehlikeli olursa olsun, bu tehlikeler zamanla sağlam politikalarla geçerli cevabını bir zaman sonra alacaktır.

Tıpkı Ortadoğu meselesinde olduğu gibi.

Aslında konu Suriye’dir, evet ama bu ülkedeki taşeronlar Batı ve Uzakdoğu yanlısı çıkınca (Ki, ezelden beri böyledir) haliyle hedefler de farklı zeminlere kaymaktadır. Ama ne olursa olsun bu farklı zeminler sizin siyasi duruşunuza ve politik anlayışınıza darbe vurmamalı.

Evet, biliyoruz... Şu anda Suriye’de oluk gibi kan akmakta. Kana doymayan lider görüntüsüyle dünya kamuoyunun da tepkisini çeken Esad ve onun rejimi, Birleşmiş Milletler’i kilitleyen Rusya’nın desteğiyle daha da cinayetlerine devam edeceğe benziyor.

Ama nereye kadar?..

Bu her ne kadar bilinse de, Esad rejiminin Suriye’de bundan sonra devam edeceği kanısına inanmak saflık olur. Durum bu hali almışken bile, Rusya halâ iki yüzlülüğünü sürdürmekte ve Birleşmiş Milletler’i kilitlemeye devam etmekte.

Peki ya sonra?..

Rusya’ya, “Esad rejimi gittiğinde ne yapacaksınız? Suriye’yi sürekli Birleşmiş Milletler’de kilitlediniz... Ona destek çıktınız... Her zaman sorun yaratarak kıyıma açıkça ‘devam edin’ dediniz” dersek, bize ne diyecekler?..

Amaçları ve söylemleri sürekli dayılık ve kafa tutmalarla bugüne gelen Rusya bizleri, “perestroyka ve glastnos yaşadığı halde ne kadar demokratik?” sorusunu sormaya yönlendirmeyecek mi?..

Elbette yönlendirecek.

Ama ne olursa olsun Ortadoğu politikasında “Ben süper gücüm. Benimle kimse boy ölçüşemez” diyerek sınrıımızdaki tehlikelerin büyümesini görerek, bile bile Türkiye’ye kafa tutmaya yönelemez.

Diyelim yöneldi (Ki, ilk deneme konuşmalarını yapıyor bile) o zaman Türkiye eli boş mu duracak?..

“Rusya sert konuştu” havasıyla kendini dopingleyen Suriye, her ne kadar Türkiye’yi sınamaya çalışsa da... Gün gelir Rusya’nın politikası da 90 derece dönebilir – Ki, siyasette böyle şeyler yaşanmış ve irdelenmiştir.

Son olarak Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov demecinde üstü örtülü Esad’a bakın nasıl nasıl mesaj gönderdi: “Esad ‘Rusya’ya sığınır mı?’ deniyor. Böyle bir şıkkı aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz. Dünya kamuoyuna bu fikri empoze etmek isteyenler çok kötü niyetli çevreleridir. Rusya ne Suriye’deki rejimin, ne de Beşar Esad’ın yakın dostu değildir. Onun en yakın dostları Avrupa’da bulunuyor. Birileri bu yolla Esad meselesini çözmek istiyorsa elindeki imkanları değerlendirsin.”

Yani, “Esad bana güvenme. Yarın öbürgün senin sonundur. Zaten yaklaştı da. Bu gidişte vatanını da böldürdün ya, senden artık ne bize, ne de başkasına hayır gelir”demek istemiştir.

Ama gelin görün ki iş, bir tek Esad’la bitmiyor. Çünkü bölgenin karışık durumundan faydalanmak isteyen karanlık asalakların, sınırımıza dizilmeleri sanki Türkiye’yi küçümser tavırlar sergilemeleriyle sabrı taşırmanın yollarını bile deniyorlar.

SİNSİ BARZANİ, TALABANİ’NİN GÜDÜMÜNDE HAREKET EDİYOR VE HAYAL DÜNYASINDA YAŞIYOR

Eeeeee, Türkiye elbette dış müdahalesini yeri gelince kullanır ve kullanmaya da mecbur kalacaktır. Sınırımızda Kuzey Iraklı Peşmergeler cirit atarken... Olası bir kürdistan kurma hayaliyle bölücülük çeteleri tek tek bul bölgeye yerleştirilirken... Eli kanlı terör örgütünün başının resimleriyle fırsatçılığa dönüştürülürken... Türkiye’yi sınamak her ne kadar yanlışsa... Türkiye’nin de bu gelişmelere seyirci kalması beklenemez.
Beklenmemesi de gerekir.

Neden mi?..

Alın size nedenleri:

1– Sinsi ikilinin ilki olan Barzani, Türkiye’ye sürekli gelip - gidip mekik dokuyarak Ankara’ya güvence vermeye kalkışsa da, Peşmergeleri sınırımıza dayıyor.

2– Irak ordusu ve polisi, çapulcu takımıyla asfalt yolda karşılaştıkları için kendi sınırında duraksıyor.

3– Kürtçülük dümeniyle sınırımızı kürdistana çevirmek için hareket etmek isteyenler de, sözde “Suriye’nin bölünmemesi için hareket ediyoruz” diyerek Ankara’ya mesaj yollayıp bildiklerini yapıyor.

4– Esad üçkağıtçısı, PKK kamplarını tek tek açarak Türkiye’nin hareket alanını daraltmaya çalışıyor.

5– Bunu bilen içimizdeki hayalperestler de, Suriye turları düzenlemeye çalışıyor.

Baksanıza içimizdeki meşhur biri çıkıp ne diyor: “Irak’ta da kürdistan olacak. İran’da da kürdistan olacak. Suriye’de de kürdistan olacak. Türkiye’de de kürdistan olacak.”
Yahu o zaman sana demezler mi be adam, “Kürdistan bir devlet olarak kurulacaksa... Ve sizin hayaliniz de buysa (Ki, zaten budur) 4 ülkenin içinde ayrı ayrı kürdistan kurmakla, o kurduğunuz ülkelerin size bir şey demeyeceğini mi sandınız?”

İlk başta şunu bilmeliler ki Türkiye, siyasi politikasında her ne kadar bölgede geri kalıyorsa... Türk Ordusu için böyle bir şey söz konusu değildir.

Olamaz da...

Türk Ordusu, sınırındaki gelişmeleri saniye saniye izliyor. Stratejik önemini koruduğu Türk Ordusu, sınırlarında olası bir kürdistan olayına asla müsaade etmez. Etmemesi de gerekir. Çünkü bu ülke o kadar kolay alınmadı. Ve kolay alınacağını sananlar da, kolay olmadığını çok iyi anlasınlar. Bugün gelip de, Türkiye üzerinden hareket ederek (Ki, bögedeki en kuvvetli silahlı unsur Türkiye’dir) bölücülük yapmaya çalışanlar (sınır hareketinde geç de kalmış olsak) Türk Ordusu’ndan gereken cevabı alacaktır.

BATI ALEMİ SURİYE’YE NEDEN MÜDAHALE ETMİYOR DERSİNİZ?..

Mesela, 1 Mart tezkeresi geçmediğinde Barzani sinsisine bağlı Peşmergeler sevinçle sokaklara fırladılar ve Türk bayrağını yaktılar.

Peki ne oldu?..

Türkiye bölündü mü?..

Hayır.

Bugün de, Sinsi ikili (Barzani ve Talabani) sınırımızda her ne kadar bölücülük yapmış olsa da (mutlaka yapacaklar) çok güvendikleri Batı aleminin devreye girmesini bekliyorlar. (Zaten Batı alemi de devrede diyebiliriz.)

Nasıl mı?..

Bakın, Suriye’ye girmiyorlar.

NATO eli - kolu bağlıymış görüntüsü vererek oturuyor.

Birleşmiş Milletler’de Rusya takıntısı devam ediyor.

Amerika da, sinsi Barzani ve Talabani ikilisini öne sürerek gizlice ellerini ovuştururak “seçim var” bahanesiyle Türkiye’nin bölgede politik hatasını bekliyor.

Bu da, Batı aleminin tam istediği pozisyon olmaktadır. Çünkü Avrupalı (sözde) dostlarımız, Güneydoğu sınırımızda olumsuz gelişmelerin beklentisi içinde Türkiye’nin bölünmesini bekliyor.

Ama ne olursa olsun avuçlarını yalarlar. Türkiye o kadar kolay yutulur lokma değildir. Türk halkının morali tamdır. Bu moral ona Türk Ordusu’ndan gelmektedir. Sınırımızda kim ne bayrak açarsa açsın, Türk Ordusu’nun nefesini enselerinde hissedecekler. 

Terörist grupların öyle gidip dışarda çocuk katilinin paçavradan resmini asarak gövde gösterisi yapıp hayale kapılmasınlar. Çünkü şu unutulmasın ki, Ecevit hükümeti zamanında, (bundan 11 sene önce) Türk Ordusu, Suriye sınırına dayanarak “Artık yeter. Verin Apo’yu” dediğinde neden Türkiye bölünmedi?..

Üstelik hemen eli kanlı çocuk katili teröristi Kenya’ya kaçırdılar. Bize teslim eden Amerika olsa da, Suriye sınırına dayanarak “Verin Apo’yu” diyen Türk Ordusu’ydu, Amerika değil. 

Sınırımızdaki gelişmeler, her ne kadar bölücü terör örgütlerinin güdümünde olsa da, Türk Ordusu, bu çapulcu takımını her an dağıtacak güçtedir. Yeter ki Amerikan oyununa gelmeyelim. Türk Ordusu vatanını sever. Halkı da Türk Ordusu’nu sever. Bu ülke öyle kolay kolay bölünmez.