Amerikali Turk

Yazarlar

İçte Ve Dışta Savaş Olmadan Savaşan Tek Ülke Türkiye: Asla Bölünmez

(3 votes, average 5 from 5)
August 08, 2012 9:40 PM

AYLARDIR, hatta ve hatta yıllardır şu söz akıllardadır: “Türkiye üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Türkiye’yi üçe, hatta dörde bölecekler.” Bunu söyleyenler, sürekli kafalara yer etsin diye dışardan fitnecilik yaparak içeriyi karıştırmaya yönelik eylemlerin harekete geçmesini sürekli istemişlerdir.

Kimdir bunlar?

Tabii ki en başta Amerika.

Sonra Avrupa ülkeleri gelir.

Ancak şu unutulmasın ki Arap alemi de Türkiye’nin bölünmesi için çok iştahlıdır.

Atatürk gibi büyük bir dehanın Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasıyla Arap aleminin iştahları kursaklarında kaldı.

Nasıl kalmasın ki?..

Bir türlü Türkiye’yi yıkamadılar.

Eli kanlı terör örgütü PKK’ya açıkça yardım ettiler.

İran, Irak ve Suriye bu yardımı yaparken hiç utanmadılar.

Rusya da öyle.

Bugün her ne kadar “Türkiye bölgesel güçtür” diyerek Ankara’ya yağ çekseler de... Türkiye’nin bölünmesi için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Ve bundan da hiç usanmayacaklar.

Bugün bile halâ usanmadan Türkiye ile üstü örtülü mücadelesini yapan İran mollası, esir düşen turistlerini Suriyeli muhaliflerden kurtarmak için Dışişleri’nin arabuluculuk yapmasını istiyor.

Neden?

İşi düştü de ondan.

Ama bu arabulucuğu yapmamız için Ankara’ya geldiği halde, yine de Türkiye’ye havasını atmadan duramıyor.

Eeeeee Türkiye neden sussun ki?..

Bizim ağzımız armut mu topluyor?..

Elbette Türkiye de istediğini almak için elinden gelen ne varsa etkisini ve yetkisini kullanacak. İran da bundan ister nasibini alır, ister almaz. Bu onu ilgilendirir. Ama bölgesel güç orantısında Türkiye’yi terazide tutmaya çalışan İranlı mollalar, “Acaba Suriye’de ne yapacaksınız?” sorusunu da gündemine mutlaka alacaklardır.

Türkiye hiçbir zaman buna benzer tehditlere bakarak ülkesini kurmadı. Yani Atatürk hiçbir zaman dıştan ve içten gelen tehlikelere karşı pısırık durarak siyasetini üretmedi. Aksine Atatürk bütün tehditlerin üstüne üstüne giderek Anadolu Türkiye’sini rahat ve kendine güvenen bir ülke olarak kurdu. Demokrasi ve özgürlük için savaştığı bütün mücadeleleri Cumhuriyet ilkeleriyle süsledi ve meydana Türkiye Cumhuriyeti’ni getirdi.

Örneğin İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, bakın ne diyor:

– “Büyük şeytan Amerika’nın savaş planlarına yardımcı olmak, Suriye’ye komşu ülkeler için doğru bir temel değildir. Eğer onlar bu temelde hareket ediyorlarsa, o zaman şunu bilmeliler ki, bir sonraki seferde sıra Türkiye ve diğer ülkelere gelecektir...”

Haydaaaaa....

Gelin de bu açıklamaya kızmayın.

Bu ifadeler karşılığında bir de şunu düşünün: İran’daki üniversiteli gençler bundan birkaç yıl önce demokrasi için yürüyüş yapmak istediklerinde Türkiye, demokrasiden yana olan gençlerin haklılığını düşünürken İran bunu bir tehdit olarak algılamıştı.

Ya İsrail ile olan arasındaki ilişkiye ne demeli?..

İsrail, “İran’ı eninde sonunda bitireceğim” diyor. Planlarını ona göre şimdiden yapmaya başladılar bile. Amerikan güdümünde hareket edecek olan İsrail, İran’ın füze rampalarını tek tek krokileriyle birlikte hafızaya almaya çalışıyor. Gelebilecek her türlü tehlikeye karşı İran’ı Hürmüz’de ve kendi toprağında kilitlemek istiyor. Bunu da eninde sonunda yapacaklar. Şimdi İran’a bizim dememiz gerekmez mi, “Hey İran, sen bırak Türkiye’yle uğraşmayı. İsrail ve Amerika seni gıdıklamak için mutlaka bir boşluk arıyorlar. Sen ilk önce kendine bak” diye?..

Bugün İranlı molla kalkmış Türkiye’ye laf söyleyeceğine, kendi iç meselelerine bakmalı.

Sanki kendileri çok rahatmış gibi Türkiye’ye havva atıyor. Bir de üstelik bugün İran Genelkurmay Başkanı “Sıra Türkiye’de” diyerek (siz bırakın içişlerimizi) dış işlerimize bile karışıyor. Ne yani, İranlı molla bunu dedi diye Türkiye bölünecek mi?..

Hadi canım sende.

Bu ülkeyi kimse bölemez.

Yeter ki milliyetçi mücadeleciler... Sosyal demokratlar... Muhafazakarlar... Bölünmeden, sadece ve sadece Türkiye’yi düşünerek hareket etsinler.

KİMSE SAVAŞ İSTEMEZ AMA MEHMETÇİĞİMİZ ŞEHİT OLURKEN ELİ-KOLU BAĞLI DURAMAYIZ!..

Bugün her kafadan bir ses Türkiye üzerinde kıskançlık ifadelerini kötü söylemlerle süslemeye çalışıyor. Dıştan gelen her türlü ifade “Türkiye bölünecek” sözüyle noktalanmakta. Oysa Türkiye o kadar kolay bir lokma mıdır?..

Elbette hayır.

Kim kolay lokma derse, onun anlını karışlamak lazıım.

Atatürk’ün vatan sevgisine yaraşır daha milyonlarca insanımız var bu ülkede. Ayrıca Türk Ordusu güçlüdür ve hiçbir pasifliğe de taviz vermez.

Demokrasiye geçişini yıllar önce yaptığı için de Arap alemi Türkiye’yi hiç mi hiç sevmez. Ama mecbur kalınca da  size dört elle sarılır.  Zaten Türklüğün verdiği büyük gurur, bir o kadar büyük vicdana da sahiptir.

Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor. Bunu oynayanların çevremizdeki bütün ülkeler olduğunu sakın unutmayın. Hiçbir ülke ortaya çıkıp da, “Türkiye davasında haklıdır” demiyor.

Demez de...

Siz bakmayın bugün İran’ın Amerika’ya gıcık kapmasına. İkisi de Türkiye’nin battığını... Bölündüğünü dört gözle bekleyen ülkelerdir. İran daha düne kadar PKK’yı sınırımızda beslerken ve ona lojistik destek sağlarken... Bugün gelip de Türkiye’ye, “Suriye’ye karışamazsın” diyemez. İran ve Irak sınırları her ne kadar burnumun dibindeyse... Suriye’nin de sınırı burnumuzun dibinde.

Ayrıca Suriye’de yaşayan Türkmen nüfusunun da hayati tehlikesi halâ devam etmekte.

Bir de buna, sınırımıza yerleştirilen PKK’lı teröristleri eklerseniz... Peşmergeleri eklerseniz... Hatta ve hatta İran’dan gelen askerleri de eklerseniz... Türkiye’nin nasıl bir sınır tehditi altında yaşadığını pekala görübelirsiniz.

Eğer Türkiye, “Banane sınırdan. Kim ne yaparsın yapsın. Kimse beni rahatsız etmesin, bu bana yeter. Benim Suriye ile hiçbir işimiz olamaz” derse... Yarın, bilemedin öbürgün bir sabah uyandığında sınırına şöyle bir bakarsan PKK ve bölgesel Kürtlerin bayraklarının yanyana dalgalandığını görebilirsin.

O hareketin arkasında kimler var bilir misiniz?..

Söyleyelim: En başta Amerika. Ardından “Benim iç işlerime karışma” diyen İran ve Peşmergelerle onun desteğinde PKK katilleri. Ve sonrasında Avrupalılar.

Eğer sınır ötesi hareketi yapmazsanız, sınırınızdaki Mehmetçiki korumanız bir o kadar güçleşir. Sınır ötesi harekatın esas amacı, tampon bölge oluşturularak Türkiye’nin dış tehdite karşı güven içinde olmasını sağlamaktır.

Bugün bunu istemeyenler, yarın - öbürgün yine sınırdan sızmalar olduğunda ve Mehmetçik’e saldırdığında ve şehit ettiğinde ne diyecekler?...
“Sen ne biçim ülkesin” mi diyecekeler?..

Yoksa, “Ne duruyorsun? Sınırından Türkiye’ye terörist sızmalar oluyor. Derhal sınır ötesi harekat yaparak askerine ve vatandaşlarına gelecek herhangi bir saldırıyı önceden tespit ederek yok et” mi diyeceksin?..

Şunu bilmek lazım ki Türkiye Cumhuriyeti’ni kim yönetirse yönetsin, dış ilişkiler meselesi iç meselelere benzemez. Dışta tek bünye olarak görünmeye mecuburuz. Bakın Amerika’ya. Hiç ayrı kafalar var mı?..

Göremezsiniz...

Amerikalı başkanlar ne kadar isim olarak değişirlerse değişsinler, hepsinin hedefinde Ortadoğu politikası vardır. Ve bu poitika yıllar öncesinden hazırlanan plan doğrultusunda devam etmektedir. Onun için artık Türkiye, kendi ayakları üstünde durabiliyorsa, bunu; halkına ve ordusuna borçludur.

Ey siyasiler, bu ülkeyi kimse bölemez. Sağın - solun lafına bakarak “Türkiye parçalanabilir. Olabilir” dersen... Vatanı şimdiden teslim etmiş olursun. Ama Türk Ordusu kimseye bu fırsatı vermez. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörizme ve bölücü zihniyetlere karşı tokadı bir hayli sert olur.


Ökkeş Ağaoğlu