Amerikali Turk

Yazarlar

‘Birkaç Mehmet İçin Meclis Toplanmaz’ İfadesinin Hatırlattıkları!..

August 18, 2012 6:47 AM

partisi “Her attığım adımım doğrudur. Yanlışım varsa düzeltin” diyerek demokratik hareketini her vesileyle vurgulamaya çalışır. Ama nedense eleştiri yazılarını da asla kabul etmez.

Etmiyor da...

Peki neden?..

Eğer “Benim her yaptığım doğrudur” deniliyorsa – Ki yapılan hareket bunu göstermekte – o zaman bugünkü olumsuz gelişmelere karşı ne dememiz isteniyor?..

Ne olursa olsun muhalefet demek “eleştiri” demek. Muhalefet olacak ki yapılması gerekenler, öncelikli yapılması beklenenler hayata geçirilsin. Yok eğer sadece demokrasilerde “ben de varım” denildiği halde... Her yapılan eleştiriye ve programlara “Hayır... Siz sadece ve sadece eleştirmek için bunu yapıyorsunuz” demek, muhalefet eleştirisini kabullenememek demektir.

Halbuki demokrasiler eleştirmek için vardır.

Demokrasilerde doğru ve yanlışlar eleştirdikçe daha da güzellik kazanır.

Ama şehitlerimizi “Birkaç Mehmet” gibi böylesine bir sözle basitleştirmek çok acı. Bu gelişmelerden en çok rahatsız olanlar da elbette ki “Şehitlerimizin aileleri” ve “Gazilerimiz”dir.

Neden gazilerimizi de işin içine aldık?

Şunun için: Şehitlerimiz niçin canlarını bu vatan için veriyor?.. Bizler rahat rahat uyuyalım diye... Vatan bölünmesin diye... Aynı şekilde gazilerimiz de yaşayan cansız bedendeler adeta. Yaralı olarak kurtuluyorlar ama;

– “Nasıl yaralı?..”

– “Kaç kez ameliyat oldu(lar)?..”

– “Eğer ailede tek iseler, onların (annesi ve babasının) sosyal yaşam koşulları nasıl olacak?..”

– “Şimdi acaba ne yapıyorlar?..”

Hiç bu sorular akıllara geldi mi?..

Gelenimiz de vardır... Gelmeyenimiz de...

Ama gazilerimizin de bir o kadar şehitlik mertebesinden farklı olmayan duruşları vardır. Bunu böyle kabullenmek gerekir. 

İşte bu kadar acı...

Bu kadar keder...

Bu kadar nazik bir konu üzerinde böylesine hatalı ifade tarzı hiç olmamalıydı...

Ayrıca...

Bu konuşma üzerine elbette eleştiriler olacak...

Elbette Mehmet’çiğimizin ve Gazi’lerimizin gururları bu sözle incinmiş olduğu için eleştiri yaklaşımları olacak...

Elbette siyasi mekanizmalar rahatsızlıklarını dile getirecekler...

Ama bunun üzerine “Ben böyle bir şey demedim. Anlam olarak konuşmalarım içinden cımbızla bir lafı alarak eleştiri yapılması doğru değil” diyerek savunma yapmak da bir o kadar hatadır.

Burada önemli olan, siyasette bu tür eleştirilerin geleceğini hesap ederek, hemen karşı bir özür atağıyla yola devam etmektir.

AYNI ŞEYİ ATATÜRK İÇİN DE YAPMIŞTI!..

Bakan Çelik, bu tür şeyleri sürekli yapıyor. Ama yapılmaması gerekenlerin de yapılmasına müsaade etmesi bir o kadar yanlış oluyor. Daha önce de buna benzer bir söylemle yola çıkmıştı.

Neydi o söylem?..

“Atatürk eleştirilemiyor. Oysa dünyada hangi ülkenin lideri için kanun yapılmış?.. Bakın bugün Hazreti Muhammed için bile kanun yok... Kimseyi kanunla sevdiremezsiniz. Atatürk gibi Cumhuriyeti kuran birisinin kanunla korunuyor olması ne büyük hüsran ve garip bir durum...” demişti.

ATATÜRK KANUNUYLA İLGİLİ: Sayın Çelik, Atatürk ilke ve inkılapları başlı başına bir devrim niteliğindedir. Yani sizin deyiminizle “Bir imparatorluğun küllerinden bir Cumhuriyet kuran” Atatürk’e yaptığınız eleştirilerle ilgili yorum yapmadan önce bugünkü yapılanlarla karşılaştırmanız gerekmez mi?..

Bir devleti ve bir Cumhuriyeti kuran ulu önder için kanun yapılmışsa... Bundan neden rahatsız olunsun ki?. Ayrıca rahatsızlık duyanlar illa ki Atatürk’ü eleştireceğim diye Cumhuriyete, yapılan Milli Mücadeleye karşı “Aman, bunlar da neymiş canım” tarzından yaklaşım mı yapmalı?..

Avrupa Birliği’nden “Atatürk’ü bu kadar yüceltmeyin” tarzında bir ifade geldiğinde de hemen o ifadeyi hayata mı geçirmek gerekir?..

HZ. MUHAMMED İLE İLGİLİ: Atatürk’ün Peygamberimiz için söylemlerini neden açıklamazsınız?.. 

Atatürk’ün din ve İslam düşüncesi hakkındaki görüşlerini neden paylaşmazsınız?.. 

Ve en önemlisi de, Suudi Arabistan krallığının Peygamberimizin mezarını yıkması ve yerinden oynaması durumunda Atatürk’ün “Eğer Peygamberimizin bir taşına dokunursanız ordumla aşağı inerim” ifadesini neden ciddiye alarak hiç konuşmazsınız?..

Bir de Arap alemine “Neden Kıbrıs’ı tanımıyorsunuz?” diye bir soru yöneltin bakalım. Bakın karşınıza neler çıkacak...

Ayrıca...

Peygamberimiz ile ilgili yasa yok... Ama ülkemizde İslamiyete... Dini değerlerine küfür edenlere... Hakaret edenlere asla ceza yok... Ama gidin bakalım bir Arap ülkesine... Orada krallığa bir küfür edin bakalım, neler oluyor... Anında hapistesiniz.

Arabistan krallığı, ağız sürçmesinden dolayı dini değerlere küfür eden bir Türk’ün kellesini kesme kararı vermişti. Türk diplomatları ve bakanlıklar araya girdiler de adamı kurtardılar. Buna ne diyeceksiniz sayın Çelik?..

Arap aleminde, bir de Peygamberimize en basitinden bir eleştiri bile yapsanız anında idam kararıyla karşılaşırsınız. 

Şimdi Arap ülkelerinde böylesine gelişmeler ve yanlış kanunlar varken... Nasıl olur da Atatürk’ün Cumuhriyeti’ni ve onun dini inanışlarını böylesine basite alırsınız?..

Ayrıca Peygamberimiz hakkında Şeytan Ayetleri diye roman yazan ve Peygamberimize hakaret eden Salman Rüşdü için ölüm emri çıkaran İran’ın fermanını nasıl unutursunuz?.. Oysa Atatürk için ne ölüm fermanı var... Ne de ölüm emri... Hukuk devleti diyoruz ama hukuk devletini getiren Atatürk’ü acımasızca eleştiriyoruz...

GENÇLİĞE HİTABE İLE İLGİLİ: Sayın Çelik, “Gençliğe Hitabe”yle ilgili de şu ifadeleri kullanmıştı: “Bunu da kamuoyunun oturup tartışması lazım. Şimdi, Reşit Galip andımızı getirmiş değil mi? Ayet mi bunlar? Reşit Galip böyle bir şey yapmamış olsaydı olmayacaktı. 12 Eylülcüler hatırlar mısınız Andımız’a ilavelerde bulundular. Sonra tekrar değiştirdiler. Böyle bir şey olmaz. Türkiye’de yaşayan yabancılar vardır. Mesela Bodrum’da yaşayan İngilizler var. Alanya’da oturan Almanlar var. Yabancılar bana mektuplar yazdılar, bakanlığımın ilk aylarında. “Biz Türk değiliz, biz Türkiye’de yaşıyoruz ve çocuklarımız Türk okullarına gidiyor. Her sabah çocuklarınızı sıraya geçiriyorsunuz ve onlara and içiriyorsunuz” dediler. İnsani mi bu peki, doğru bir şey mi?..

Sayın Çelik, 12 Eylülcüler Andımıza ilave yaptı diye Andımızı ortadan mı kaldıracağız?..

Peki biz de size şöyle bir soru sorsak: “Dindarım diye geçinenler Kuran-ı Kerim’in içine bir şeyler eklerse Kuran-ı Kerim’i iptal mı etmemiz gerekir?..”

Demek oluyor ki, Andımıza yapılan eklemeler neyse, hemen onları ortadan kaldırıp orijinalliğini korumamız gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de yaşayan yabancı Türk değil diye, Andımızı mı okumayacağız?.. Bodrum’daki İngiliz çocukları için 81 vilayette Andımızın okunmasını mı kaldıracağız?..

Eğer yabancı öğrenciler –Ki çok küçük azınlıktadır– Andımızı okumak istemiyorlarsa, çıksınlar sınıflara, arkadaşlarını beklesinler. Olamaz mı?..

Ayrıca, Andımızı okumak isteyen gençliğimize “Okuma hakkı” verilmiyor... Ama yabancı öğrenciler “Okumak istemiyoruz” dediğinde “Peki” deniyor.

 Bunun neresi milli görüş?..

Her şeyde yabancıya hak verirseniz, bir gün öz varlığınızı yitirirsiniz. 

Öz değerlerimizi yok edersiniz. 

Kendi ellerimizle Milli Mücadelemize bile laf ettirirsiniz. 

Sayın Çelik, bunlar ayet değil, ama zemininde Türklüğün  önemli gurur kaynağını taşımaktadır. 

Hem ayetlere bir şey diyen mi var?

Yok...

İslami değerlere bir şey mi diyen var?..

Yok...

Acaba bir de Osmanlı’nın son dönemlerde (son 200 yıllık çöküş yılını) tartışsanız... Bizler de bunu duysak çok memnun oluruz. Çünkü Osmanlı sadece sizin atanız değil... Bizim de atalarımız. Kimse Osmanlı’yı inkar etmiyor. Ama Osmanlı’ya sahiplenerek Atatürk ilke ve inkılaplarını rakip görmek çok büyük hatadır. 

Eğer Atatürk’e bu kadar eleştiri yapacaksınız, o zaman Amerika’ya da yapın. Bakın kendi şehirlerinin adları nereden geliyor: Washington D.C. şehri, adını unutulmaz Amerikan Başkanı George Washington’dan almıştır. Şehir Amerikalılar arasında genellikle “D.C”. veya “District” olarak bilinir, tam adı Washington D.C.’dir.

SORU: Acaba biz bir şehrimize Atatürk ismini verseydik, ne diyecektiniz?..

Birkaç Mehmet sözünüzden yola çıktık ve buralara kadar geldik. Ama inanın bu sözünüzü daha da incelemeye kalkarsak, Türk tarihiyle inanılmaz mesajların karşımıza çıktığını görebilirsiniz.

BİR SORU DAHA: Sayın Çelik, bizim de binlerce Türk evlatlarımız yabancı okullarda okuyor. Acaba orada “Bizim okul politikamızdan hoşlanmıyorsanız derhal değiştiririz” diyen yabancı bir okul yetkilisi karşınıza çıktı mı?..

Hangi yabancı devlet adamının, “Burada Türk öğrenci çoktur. Hemen okulumuzun Türk öğrencilere göre politikasını değiştirmesi gerekir” diye bir değişiklik yaptığını duydunuz mu?..

Duyamazsınız.

Ama Fransa’da bir Türk öğrenciye, “Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili bir kompozisyon çalışmasını” zorla yaptırdıklarını bilmeniz gerekir. O öğrencimizin de, kıvrak bir zekayla Fransa tarihçisinin ifadelerini içeren bir kompozisyon çalışmasıyla karşılarına çıkmıştı. Bunu hatırlamanızı beklerdik.

Çünkü yabancılar hiçbir zaman Türkleri sevmezler. Bunu sakın unutmayın. Biz Türkler, Osmanlı ile gurur duyduk.  Atatürk’le tarih yazdık.

Bugün Atatürk’ü eleştireceğinize... Atatürk’ün düşüncelerindeki “batı demokrasilerini getirebildik mi?” diye bir düşünün... Ayrıca, Atatürk heykeli tapmak için değil, saygı duymak için yapılmıştır.