Amerikali Turk

Yazarlar

Buna ‘PKK Yol Kesti’ Denmez, Olsa Olsa Bayramlaşma Denir...

August 20, 2012 6:44 PM

YILLARDIR yazıyoruz... Devletin politikasında olması gerekenleri tek tek sıralayarak sınır ötesinde ve sınır içinde ve de berisinde politikaların neler olabileceğini... Nerelere kadar gidilebileceği hakkında düşüncelerimizi kalemimize aktarıyoruz. Ve sonuç olarak da “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünden yıla çıkarak, bu ülkenin öyle kolay kolay alınmadığını... Ne kanlar, ne insanlar ve ne canların gittiğini yazıyoruz..

Ama şu son olaydan sonra... Meydana gelen ortama bakıyoruz ve Türkiye için hiç de iyi olmayan gelişmeye şahit oluyoruz.

Ne demek?..

Sen uzun konvoyla yola çıkacaksın...

BDP’li olarak (sözüm ona) yollarını kesen PKK’lıları karşılayacaksın...

Cinayet işleyen teröristleri kucaklayacaksın...

Güya “PKK yol kesti” süsü verip devletin o bölgede ne kadar aciz olduğunu vurgulayan hareketleri ön plana çıkaracaksın...

Ama umursamadığın o devletin Meclis’inde yerini alacaksın...

Türk halkını kabul etmediğin halde o insanların vergilerinden doğan maaşı da bir güzel (itirazsız) cebine indireceksin...

Meclis’in kürsüsünde bardak kıracaksın...

Dağdakiler operasyonlarda ölmesin diye çatışma yapılan bölgeye gidip çadır kurmaya çalışacaksın...

Sonra da “Bu ülkeyi böleceğim” diyerek hiç korkmadan ortaya çıkıp demeçler yayınlayacaksın...

Buna, “Ekmek yediğin Türkiye’yi sırtından hançerlemek” derler.

Şemdinli’deki “Yol Kesme” dümeninin aslında bir baş kaldırı olduğu açıkça ortadadır. Ama BDP’liler buna hem “Yol Kesme” diyerek kendilerini temize çıkartmaya çalışıyorlar... Hem de Türkiye’ye meydan okuyorlar.

Ve sonra da şöyle bir mesaj yayınlıyorlar. BDP’li Gültan Kışanak konu hakkında bakın ne diyor: “Konuşsak mahkeme açıyorlar, halkla buluşsak dava açıyorlar, bu ülkenin savaş gerçeğini kamuoyuyla paylaşsak dava açıyorlar. Biri karakola havale ediyor, biri mahkemeye. Bu konunun çözüm yeri siyasettir. Bunu Kürt sorununu mahkeme koridorlarında boğmaya çalışan bir yaklaşım olarak görüyorum.”

Bakın Tuğluk da ne diyordu: “Biz o karşılaşmadan mutluyuz. İstedikleri kadar soruşturma açabilirler. İstedikleri kadar ceza verebilirler. Bu devletin hiçbir zaman hukuku olmadı ama bu bir realite.”

Al birini vur öbürüne. Hepsi aynı...

ACABA DEVLET SİZE GÜL MÜ VERMELİYDİ?..

Kışanak diyor ki, “Konuşsak mahkeme açıyorlar.”

Yahu o çok savunduğunuz ve hatta kucakladığınız... Askerimizi... Polisimizi... Öğretmenlerimizi... Vatandaşlarımızı vahşice duygularla şehit eden teröristleri savunmanız ne kadar doğru?..

Ne yani, mahkeme açılmayacak da, elinize birer tane gül mü verilmeliydi?..

PKK’lı caniye, “İnsanlarımızı öldürdüğün için ellerine sağlık, alın size birer tane gül” mü denilmeliydi?..

Bu ülkede savaş gerçeği yok. Bu ülkede, sizin gibi vatanına ve milletine yalan sözlerle açıklamalar yapan... Ülkesini sırtından vuran bir gerçek var.

Ayrıca Kürt sorunu yok. Sadece ve sadece Güneyde ve Güney Anadolu’da ekonomik sorunlar var. İşsizlik var. Bu bölgelerden büyük şehirlere göç eden mevsimlik işçi sorunları var. Ama bir tek işsizlikle boğuşan bu bölgeler değil ki... Dünyanın her yerinde olduğu gibi, kriz; Türkiye’nin kalbine de işlemiş durumda. hemen hemen herkes işsizlikle boğuşuyor. Ekonomik durumunu düzeltmek için çeşitli programlar yapıyor.

Neden?

Güzel yaşamak için.

Türkiye’de yaşayan insanlarımız, sizin gibi çocuk öldürecek kadar katı olan eli kanlı PKK örgütüne arka çıkmıyor. Bilakis ekonomiyle adam gibi mücadele etmek için ayakta durmaya çalışıyor.

“Bu konunun yeri siyasettir” diyen Kışanak, siyasetçiyi dağlarda arıyor. Meclis’te ise terörü savunarak politika yapmaya çalışıyor.

Kışanak’a soralım bakalım:

1– Asker öldürmenin neresi siyaset?..

2– Polis öldürmenin neresi siyaset?..

3– Korucu öldürmenin neresi siyaset?..

4– Esnaftan zorla para toplamanın neresi siyaset?..

5– Karakollara saldırmanın neresi siyaset?..

6– Deprem bölgesinde görev yapan polisimizi vahşice öldürmenin neresi siyaset?..

7– Türk askerini kaçırmanın neresi siyaset?..

8– Masum insanları kaçırmanın neresi siyaset?..

9– Köylümüzü haraca boğmanın neresi siyaset?..

10– Zehir tacirliği yapnanın neresi siyaset?..

KÜRT SORUNU YOK, SADECE KÜRDİSTAN SORUNU YARATILMAK İSTENİYOR...

Kürt sorunu vardır diyerek yıllardır bu ülkede kan akıtan ve halâ da akıtmaya devam eden eli kanı terör örgütü PKK yurt dışı ülkelerin açıkça taşeronluğunu da yapıyor. Hatta “Ben Kürtlerin savunmasını yapıyorum” dediği halde Kürt vatandaşlarımızı bile gözlerini kırpmadan öldürüyor.. Sözde Kürt sorunu var diye yola çıkarak Türkiye’yi 3’e, 4’e bölmeye çalışıyor. 

Ama bu o kadar kolay değil.

KIŞANAK SÖZLERİNDEKİ YALANLA DAHA DA BATIYOR...

Kışanak diyor ki: “Biz halkla buluşuyoruz.”

Biz de soruyoruz:

“Halkla buluşuyoruz” dediğiniz, PKK sempatizanlığı değil mi?..

“Halkla buluşuyoruz” dediğiniz, terörist akımları korumak değil mi?..

 “Halkla buluşuyoruz” dediğiniz, teröristle gizlice anlaşarak yolda buluşmak değil mi?..

Sanki bu ülkede Türkler azınlıktaymış gibi, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünden rahatsız olunduğu için, “Biz Kürtler bundan rahatsız oluyoruz. Kaldırın bu ifadeyi” denilmekte.
Türk - Kürt birbirine kız vererek akraba olmadı mı?..

Kürdistan diye ülkeyi ortadan bölerseniz, Kürt’e kızını veya oğlunu veren, Türk’e de kızını veya oğlunu veren aileler nasıl bir seçim yapacaklar?..

“Kürt müyüm?..” diyecek...

Yoksa “Türk müyüm?” diyecek...

İş bununla da bitmiyor...

Acaba sözde Kürdistan kurulduğunda kendileri “Kürdistanlıyım mı?” diyecek... Yoksa “Kürtüm mü?” diyecek...

Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, Türkiye topraklarında yaşayanlar ne Türkiyelilikten, ne de Türklükten rahatsızlık duyuyorlar. Ama bu olay Kürt politikacılara yansıtıldığında, hemen “Kürtüm” diyerek itiraz bayrağını çekiyorlar.

Ayrıca...

Kendilerine zorla Türküm demeleri için baskı da yapılmıyor. Hatta Kürdüm demelerinden kimse de rahatsız olmuyor. İşte burada Kürt vatandaşlarımızın uyanık olması lazım.

Amaaaaaa......

Bu ülkede kalkıp da iç savaş çığırtkanlığı yaparak “Bu ülke bölünecek ve Kürdistan kurulacak” derseniz...

“Kürdistan kurulduktan sonra da polisimin ve öğretmenimin maaşlarını Türkiye Cumhuriyeti devleti ödemelidir” derseniz... 

Halâ askerimize, polisimize ve çeşitli emniyet mensuplarımıza ateş açanlara arka çıkarsanız – Ki saldırılar devam ediyor – bunun adına ihanet denir. 

Arkadan vurmak denir. 

Türkiye Cumhuriyeti’ne başkaldırı denir.

İşlenen bu kadar hatalardan sonra... İşlenen bu kadar cinayetten sonra... İşlenen cinayetlerin bu kadar arkasında durduktan sonra devletin artık Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkması gerekmez mi?..

Güya yol keserek BDP’lileri kucaklayan teröristlerin ülkemiz topraklarında bu kadar rahat hareket ettiklerini görünce (biz de halkımız gibi) “Nerede bu devlet?” demekten kendimizi alamıyoruz.


Okkes Agaoglu