Amerikali Turk

Yazarlar

‘Türkiye Nereye Gidiyor?’ Diye Soranlara Cevap:

(3 votes, average 3 from 5)
August 23, 2012 3:23 AM

‘Türkiye Nereye Gidiyor?’ Diye Soranlara Cevap: Hiçbir Yere Gidemiyor!..

DIŞ politikanın tıkanıklığı ve hareketsizliği Türkiye’ye artı değil, eksi puan getirdi. Ne olursa olsun, kim ne derse desin Türk savaş uçağımızın sınırımızda düşürülmesinden sonra eksiler Türkiye hanesine daha çok yazılmaya başladı.

Neden?..

Anında cevap vermediğimiz (veremediğimiz) için.

Eğer uçağımız düştükten sonra, uçağımızı düşüren füze rampasını anında vursaydık... Bugün bize kafa tutanlar asla diklenemeyeceklerdi. Ama bugün, “Türkiye sessiz” kalıyor.

Neden?..

Amerikalı abimiz kızar da ondan.

Şimdi bir devlet yetkilisi çıkıp da, “Biz istersek anında Suriye’yi vururuz ve anında Halep’e de, Şam’a gireriz” derse hiç şaşırmam... Ama o sahneyi bugün yapamazsınız. O sahne Ecevit döneminde, Genelkurmay’ın kararlı baskısıyla Suriye sınırına dayanarak “Yeter artık, verin Apo’yu” dediğinde olmuştu.

İşte o zaman Amerikalı yetkililer ne demişti?..

Şunu  demişti: “Türkiye isterse Suriye’yi yarım saatte alır. Şam’ın ne askeri ve ne de siyasi gücü Türkiye’nin karşısında ayakta duramaz...”

Çünkü Türk Ordusu o zaman anında kapıya dayanarak restini çekmişti. Bugün bunu yapamazsınız. Aslında iktidar o kadar yapmak istiyor ki... Ama asla yapamaz.

Neden?..

Kararlı değil.

Amerika ne diyor?..

“Ne zaman ki Suriye’de kimyasal silahlar sahneye çıkar. İşte o zaman ben buna müsaade etmem...”

Yani, üstü örtülü bir şekilde “müdahale ederim” diyor.

Ne yani, kimyasal silahların gün yüzüne çıkmadığını görürsen müdahale etmeyecek misin?..

Hayır, etmeyecek.

Neden?..

Türkiye kendi sınırında oldukça rahatsız olsun, bu yeter onlara. Suriye sınırındaki hareketlilik aslında tam da Amerika’nın istediği gibi gidiyor.

Nasıl mı?..

Açıklayalım nedenleri:

1– Suriye karışsın.

2– Mezhepler çatışarak ülkeyi parçalasın.

3– Çok partili değil, çok mezhepli bir Suriye doğsun.

4– Irak gibi güçsüz ve kişiliksiz bir devlet olsun.

5– Kuzey Irak, yavaş yavaş Kuzey Suriye’ye kaysın.

6– Peşmergeler, Suriye’nin kuzeyine hakim olsun.

7– Barzani sinsi yalakası emrimden çıkmasın.

8– İran ile Türkiye karşı karşıya gelsin.

9– Rusya, Türkiye ile olan anlaşmaları askıya alsın.

10– Çin’in de Ankara ile dostluğu derin yara alsın.

11– PKK terör örgütü İran ve Irak sınırında kalsın.

12– Türkiye yurt savunmasına milyarca dolar harcasın.

13– Güçlü olan Türkiye’yi kendi politikasıyla topraklarına hapsolsun.

14– Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında Ankara’yı istediğimiz kadar oyalayalım.

15– Ulusalararası anlaşmalardan doğan haberleşme ağları gereği Türkiye habersiz hareket edemesin.

16– Füze çanakları Türkiye’de cirit atsın.

17– Ve İsrail Ortadoğu’nun yeni abisi olsun.

İşte bunlar Türkiye için beklenen ama hiç de umulmayan siyasi ve askeri manevralar. Bu 17 senaryoyu harekete geçiren Amerika, “Türkiye benim bir numaralı müttefikim” ayağıyla Suriye politikasında elini ayağını çekerek kendini beklemeye almış durumda.

Hemen hareket de etmiyor. Ve bunu da, “Önümüzde seçim var. Seçmenlerime bunu anlatamam sonra” diyerek üç kağıt yapıyor.

GAZİANTEP OLAYLARI BARDAĞI TAŞIRIYOR AMA KANDİL HALÂ YERİNDE DURUYOR...

Şerefsiz terör örgütü Gaziantep’te cinayetlerine devam etti. Masum insanlarımız yine kalleş oyunun kurbanı oldu. Fakat işin ilginç yanı, ölenlerin arasında küçük çocukların da olduğu eylemi çocuk katili terör örgütü PKK üstlenmiyor. Neymiş, “Biz sivillere ateş açmayız”mış...

Siz kimi kandırıyorsunuz. Daha düne kadar sivil insanların ölmesi için teröristlerinize emir vermediniz mi?..

Şemdinli’de güvenlik güçlerine teslim olan bir PKK’lı kadın, bakın neyi itiraf etmişti: “100 – 150 kişilik bir grupla bölgeye gelmiştik. Tatbikat yaptık. Bize ‘Evlere girin. Çatışma olsun. Siviller ölse de önemli değil. Gerekirse 3 bin kişi ölsün ama siz ilçeye girin’ dediler.”

Buna ne buyrulur peki?..

Hani PKK sivillere ölüm yağdırmazdı?..

Ayrıca...

Gaziantep’teki olaylara İran ve Irak sınırından sızan terörist PKK’lılar yapmadıysa... Suriye’de sınırımızda yığılmış vaziyette olan PKK teröristler yapmıştır. Bu olasılık, bugün daha ağır basmakta. Sanki Suriye’deki PKK’lılar, İran ve Irak’taki PKK’lılardan daha mı masum?..

Ne yazık ki terör örgütü 30 yıldır eylemlerini sürdürüyor. Binlerce masum insanımızı katlettiler. Sözüm ona Kürt vatandaşlarımızın haklarını koruyorlarmış.

Kürt vatandaşlarımızın haklarını dağlarda mı koruyacaksınız?..

Kalleşçe kurşun sıktığınız ve şehit ettiğiniz Mehmetçiklerimizi öldürerek mi hak arayacaksınız?..

TÜRKİYE MUTLAKA HAREKETE GEÇMELİ VE KANDİL’İ ORTADAN KALDIRMALIDIR...

Türkiye artık harekete geçmelidir. Terörü bitirmenin yolunun, Kandil dağını ortadan kaldırmaktan geçtiğini mutlaka kabul etmelidir. Sınır ötesi harekatın Türkiye’ye getireceği büyük morale ve binlerce canın kurtulmasına bedel olduğunu “önemle” unutmamalıdır.

Ama gelin görün ki bunu yapamıyoruz.

Neden mi?..

Kararlı bir politikamız yok.

Uluslararası arenada doğruluk arayarak müdahale etmenin yollarını arıyoruz. Ama gelin görün ki bunun artık bu devirde bir geçerliliği yoktur. Çünkü hiçbir ülke Türkiye’nin Kandil’e müdahale etmesini istemez (istemediği gibi, terörün Türkiye’yi bölünceye kadar devam etmesini ister(ler). 

Oysa bir dönemde sınır ötesi harekatı Türk Ordusu yapmak istemişti. Hatta Orgeneral Yaşar Büyükanıt Paşa’nın “PKK artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki artık bizim için PKK'nın oradaki kampları ve hareketleri BBG evi (Biri Bizi Gözetliyor) gibidir. Yeter ki gidip vurabilme imkanı sağlansın. Oraları artık elimizin, avucumuzun içi gibi biliyoruz” sözünü daha dün gibi hatırlıyoruz.

Peki ne oldu da Türk Ordusu Kandil yok etmeye giderken aniden geri döndü?..

O hareketlilik 16 Mart 2007 tarihinde olmuştu. Ordumuzun eve dönüş sonrası bir açıklama yapılmadı. Sadece “Gereken yapılmıştır” denildi. Ama bugün bunu ne yapabiliyoruz... Ne de gidebiliyoruz. Çünkü karşımızda Amerika diye bilinen sahte bir müttefikimiz var. Sırf kendi çıkarlarını düşünen bir ülke var.

1 Mart teskeresi geçmedi diye Türkiye’yi “Amerika’ya ihanet etti” diye cezalandırmaya kalkan Beyaz Saray görevlisi var... Irak’a yaptığı müdahaleden sonra bile ölen Amerikan askerlerinin sorumluluğunu utanmadan Türkiye’ye yüklemeye kalkışan bir politika var. Amerikan kamuoyu da bu yönde aldatılarak Bush’un iğrenç politikasına alet edilmesi var.

Biri çıkıp bize şöyle diyebilir:

– “Artık onlar geride kaldı. Biz önümüze bakalım. Çünkü yeni dünya düzeni yavaş yavaş yüzünü gösteriyor.”

Biz de bu soru - cevap niteliğindeki düşünceye hak veriyor ve şunları eklemek istiyoruz:

– “Evet, yeni dünya düzeni kuruluyor. Ama Avrupa ve Yeni Dünya (Amerika), kendi adıyla yaşayan bir gelecek kurmak istiyor. Bunun patronu da kendisi olmak kaydıyla tabii ki. Ama bunu yaparken masum bir politikayla değil, maalesef yıkıcı ve yok edici politikayla yapmak istiyor. Kuzey Irak’ı Kuzey Suriye’ye bağlamak istiyor. PKK terörünü her ne kadar ‘Tanımıyorum’ dese de... Türkiye sınırlarında bu tehlikeli oyunu oynarak Ankara’ya sürekli rahatsız etmek istiyor. (Ediyor da.)”

Bugün Gaziantep’teki kanlı olayları ardından Türk Ordusu BBG evini (Kandil’i) ziyaret etmezse, Ortadoğu’da oynanan oyunların devamı geleceği gibi... Gaziantep patlamalarının da istihbaratında zorlanabiliriz.

Artık neyi bekliyoruz?..

Ortadoğu’da ve Kandil’de bizi durdurana niçin “Dur” diyemiyoruz?..

Mehmetçiğimizi sürekli savunmada bırakarak elinin zayıflamasını mı bekliyoruz?..

Oysa Türk halkı bu gelişmelerden oldukça rahatsız.

Elbette teröristler bu olayları yaratarak kamuoyunda kafaları karıştırarak yanlış adımların atılmasını istiyor. Hatta bekliyor. Ama teröristler bekliyor diye hareketsiz mi kalacağız?..

BDP güdümünde açıkça ortaya koydukları meydan okumaya “Dur” demeyecek miyiz?..

Eğer bunu diyemezsek, gün gelir, sınırımızdan burnumuzun çıkarılmasını bile yasaklayan dünya politikalarının (ve de politikacılarının) baskısı altında yaşamaya mahkûm oluruz.

Ama Atatürk’ün siyasi zekasıyla Osmanlının küllerinden yarattığı Türkiye’yi bölgemizde ve dünyada böylesine yalnız bırakmak biz Türklere asla yakışmıyor.

Eğer Türkiye’yi (bir şey olmamış gibi) yaşayarak yalnız bırakırsanız – Ki Batılılarca beklenen de budur – savunmasız bir politikayla herhangi bir yere “ne varabiliriz” ve “ne de gidip gelebiliriz.”

Neden mi?

Bütün yollarınızı keserler de ondan.

Şu anda olduğu gibi.


Okkes Agaoglu