Amerikali Turk

Yazarlar

Liderler Politika Yapıyor, Şehitlerimizin Kemikleri Sızlıyor: Pes Doğrusu!..

August 25, 2012 4:45 AM

SONUNDA politikanın bittiği yerdeyiz. Şehit cenazelerinin katılımımilliyetçilik akımlarını ve duygularını ne kadar coştursa da, iş dönüp
- dolaşıp siyasete dayanıyor. Siyasetçiler ise halâ “Sen şunu yaptın - ben bunu yaptım” gibisinden laflarla kavgalarını sürdürüyor. Oysa
terör ve onların finansörleri bu laf çatışmasından daha güçlü bir şekilde çıkıyor.

Halbuki siyasetçilerimiz bu kadar şehit haberinden sonra, bu kadar  şehit cenazesinden sonra ne mikrofonu eline alıp demeç yayınlamalılar... Ne de birbirlerine sert bakmalılar.

Ama gelin görün ki şehitlerimizin cenaze namazlarında iktidarıyla - muhalefetiyle herkesin asık suratlı olduğunu gördük ve yaşadık. Evet
bir yerde kabul ediyoruz, şehit cenazelerinde insanlar gülmeyecek elbette. Ama biz burada gülmekten ve güleryüzlü olmaktan değil...
Bilakis siyasi partilerimizin birbirlerine olan kinlerinin meydana getirdiği asık surattan bahsediyoruz.

Basın yayın kuruluşları ve görsel medya, şehit cenazesi öncesi yayınlarına flaş haber vermeye başlamıştı.

Neydi o flaş haber?

Şuydu: Şehit cenazelerine liderler ve bazı kuvvet komutanlarının hepsi katılacak.

Peki ne oldu?..

Millet işini - gücünü ve acısını bırakıp da liderlerin biraraya gelişlerinde flaş gelişmeyi mi merak ediyordu?..

Hayır...

Elbette milletin merakı liderlerde değildi. Aksine millet, “Liderler
acaba cenazede yanyana gelişleriyle teröristlere ve dış dünyaya güzel
mesajlar verebilecekler mi?” sorusuyla kendi kendine düşünüyordu.
Hatta ve hatta, “Liderler cenazede birlik mesajı vererek” değil...
“Akan kan bu katılımla herhalde daha ciddi önlemlere kapı açacaktır”ı
düşünmeleri gün gibi ortadaydı.

Ama gelin görün ki zirveye dönüşen şehit cenazelerinin namazlarında
dahi iktidar ve muhalefet liderleri yanyana gelmemek için adeta çaba
harcadılar. Birbirleriyle tokalaşarak yanyana dahi gelmemek için adeta
politikalarına devam ettiler.

Sanki ülkenin kurtuluşu ve siyasi duruşu, liderlerin cenazede nasıl
durduklarına bağlıymış gibi...

Sanki Suriye politikasının doğruluğunu, bu hareketlerle ispatlamışlar gibi...

Sanki Kürt politikasındaki başarılarının sırrı, cenazede politik
duruşlarındaki inatçı siyasetlerinin resmini vermelerinde saklıymış
gibi...

Oysa Türk halkı liderlerden şunu bekliyor:

–  “Bırakın inadı da şehitlerimizin kanı yerde kalmasın.”

– “Bırakın inadı da teröristlere zemin hazırlamayın.”

– “Bırakın inadı da dış dünyaya fırsat vermeyin.”

– “Bırakın inadı da güzelim ülkeyi kurtarmanın yollarını bulun artık.”

– “Bırakın inadı da binlerce şehidimizin hatırı için bir kez olsun
yanyana gelin ve elele tutuşun.”

Bunu yapamıyorsanız (Ki yapamıyorsunuz) derhal siyaset sahnesinden çekilin. Ülke zaten şu anda askeri güçle, Kahraman Mehmetçiklerimizle
ayakta duruyor. Politikanızı da, siyasi duruşunuzu da, başaramadığınız dış siyasetinizi de Mehmetçik yürütüyor. Artık sözün bittiği yerdeyiz.
Yani bugünden sonra ne Kürt açılımı, ne Türk açılımı ve ne de Suriye açılımı Türkiye’yi kurtarır.

Türkiye’yi hem dış dünyanın oyunlarından... Hem Anadolumuzu parçalamak isteyen iç meselelerin gizlice su yüzüne çıkmasından kurtaracak tek
şey şudur: KANDİL’İ ORTADAN KALDIRACAKSIN.

NİÇİN KANDİL’İ ORTADAN KALDIRAMIYORSUNUZ?..

Siyasi partilerimiz (MHP hariç) ortaya çıkıp da şu açıklamayı yapamıyor: “Kandil’de inlerinde yuvalanan teröristleri yok etmenin
artık zamanı gelmiştir. Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim, demokratik duruşumuzu bir türlü kabullenmediler. Artık sözün bittiği
yerdeyiz. Kandil’i ortadan kaldıracağız. Hiçbir güç karşımızda duramaz. Bu ülke kolay alınmadı. Eğer bizleri koltuk kaygısından
dolayı tutarlı demeç veremiyorlar diye değerlendiriyorsanız, bunda yanıldığınızı söylemek isterim. Şu andan itibaren Meclis’imizde ve
şehirlerimizde teröristlere yalakalık yapanlar, yandaş olanlar, Mehmetçiğimizin akan kanlarından sorumlu olacaklardır. İDAM cezasını
yeniden Anayasa’ya getireceğiz. Ayrıca biz siyasetçiler ve partilerimizin Türk halkına şu çok önemli hatırlatmayı yapmak
istiyoruz: İster Meclis’te en yetkili kişilerinde ve partilerde olsun... İster Meclis dışı sade vatandaşlarda olsun... İster yetkili
ve etkili sivil toplum örgütlerinde olsun... Kısacası kim olursa olsun, teröristlere açıkça destek olanlar, (dokunulmazlıklarına) ve
bulunduğu konuma bakılmaksızın, derhal güvenlik güçleri tarafından hapse atılacaktır”...

İşte liderler, şehit cenazelerinde bu demeçleri vermeliydiler. Ayrıca liderler, “PKK’nın yapmak istediği Türk - Kürt kavgasının” asla
olmayacağını... Bu ülkenin “Türk’üyle - Kürt’üyle omuz omuza” alındığını... Direksiyon hakimiyetini kaybedip uçuruma yuvarlanan
askerlerimize yine “Türk  ve Kürt halkının” koştuğunu... belirterek
derhal o bölgeye giderek birlik mesajları vermeleri gerekirdi.

Bunlar yapılmadı?..

Asla yapılmadı.

Yapılmadığı gibi, adeta bir şey olmamış gibi şehit  cenazesinden sonra derin bir sessizlik içinde herkes tekrar koltuğuna oturmaya gitti.

YAZIK OLUYOR BU ÜLKEYE BEYLER...

Ülkede Kürt açılımı diye daha çok Türklerin konumunu ülkesiyle birlikte tehlikeye sokan siyasilerimiz... Artık bunları bir kenara
bırakmalılar. Atatürk’ün resimlerinin kaldırılmasına kafayı takan sözüm ona demokrasinin markası Avrupalılara karşı, gerçek yüzlerini
haykırmanın zamanının geldiğini kabullenmeliler.

Çünkü Batılı (sözüm ona) demokrasiler ve de onların kalemşörleri, Atatürk’ün Milli Mücadelesine hem hayran olmuşlardır. Hem de bu
milliyetçiliği Türkiye’den (ne olursa olsun) silmeye çalışmaktadırlar.

Onun için Atatürk’ün Milli Mücadelesine dört elle sarılmalısınız.

Neden mi?..

Bakın bugün, bütün millet şunu söylemekte:

1– Amerika ne derse Türkiye’de o oluyor?

2– Amerikan çıkarlarına karşı dik durmalıyız.

3– Amerika’nın sınırımızda oynadığı oyunlara bir son vermeliyiz.

4– Herkesin de bildiği gibi kürdistanı Türkiye sınırlarına taşımaya kalkan ve Peşmergeleri Amerikan güdümüne alan Beyaz Saray’a, “Hop, dur
bakalım” demeliyiz.

5– PKK terör örgütünü Amerika’ya rağmen yok etmek için derhal Kandil’i yok etmeliyiz.

6– “Bizden 2 kişi öldü, ama teröristlerden 100 kişi öldü” diyerek ölümleri dahi politikaya alet etmemeliyiz.

BÜTÜN SİYASİLERİMİZ DERHAL KÜRT BÖLGESİNE GİDİP BARIŞI SAĞLAMALILAR...

Minibüsün uçurumdan düştüğünde Mehmetçiğimizin yardımına koşan Kürt köylülerimizin nasıl da çaba harcadığını televizyonlardan canlı canlı
izledik.

Bu neyi gösteriyor?..

İşte benim Türkiyem’i gösteriyor.

İşte benim Türk insanımın yardımına koşan Kürt vatandaşımın gerçekte nasıl da yardıma koştuğunu gösteriyor.

İşte benim Türkiyem’in Türk’ü de - Kürt’ü de birbirine nasıl da sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor.

İşte tam da burada iktidarıyla - muhalefetiyle bütün siyasi erkanın derhal o Kürt köyüne ve köylüsüne gidip vatandaşlarına güzel mesajlar
vermeliler... PKK’nın aramıza nifak tohumları ektiğini söylemeliler...
Bundan kurtulmanın  tek çaresinin birlikte çalışmayla huzur bulunacağını anlatmalılar... Bu çalışmalar Türkiye için bir milat olmalıdır...

Bu yapılmayacak bir şey değil. Yeter ki halkımızı ve insanlarımızı sevelim ve onları bu terör belasından kurtaralım. Eğer bu konuda
politika yapmazsak... Eğer bu konuda siyasi zemin hazırlığı telaşına düşmezsek... Eğer “Acaba seçimde bana oy verirler mi?” diye kaygı
duyarsak... İşte o zaman Türkiye içten içe çökmeye mahkum olan bir devlet olur.

Halbuki binlerce yıllık şöhreti olan Türk devlet(ler)inin, bugün de yaşamasına ve yürümesine siz politikacılarımız sebep olacaksınız.

Bunun yolu Atatürk’ün Milli Mücadeleyi nasıl başardığından geçer.

Bunun yolu, Türk - Kürt halkına dört elle sarılmaktan geçer.

Bunun yolu, Amerika’nın bizi değil, bizim Amerika’yı kullanmamızdan geçer.

Yok eğer bize, “Siz bu söylemlerde yanlış yapıyorsunuz” derseniz, o  zaman “Yanlış politikalarınız bizim değil, Şehitlerimizin kemiklerini
sızlatır.”

Yeter artık. Bırakın şu inadı, biraraya gelin.

Okkes Agaoglu