Amerikali Turk

Yazarlar

HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu’nu Dinlemekte Yarar Var!..

(1 votes, average 5 from 5)
August 27, 2012 4:16 AM

TERÖR konusu öylesine devam ediyor ki... Uzmanı, uzman olmayanı... Askeri, asker olmayanı... Emeklisi, emekli olmayanı... Çalışanı, çalışmayanı... Kısacası her sanat dalından... Her kafadan farklı sesler çıkmaya devam ediyor. Türlü türlü söylemlerle Türkiye için sürekli karşılaşacağı politik senaryolar yazılıyor, çiziliyor.

Ama bunun yanında ne Türk halkını düşünen var... Ne piyasaları ve ne de geleceği... Düşünülen tek şey “Türkiye şimdi ne yapacak?” sorusuyla insanlar başbaşa bırakılmış durumda. 

Halbuki bu kadar önemli bir konuda televizyonlarda tam detaylı bir şekilde programlar yapılıyor ama sonuçsuz kalıyor. Konu yapılamıyor. Üstelik her televizyon program yöneticisi yaptıkları oturumların, diğer televizyon programlarıyla birbirine benzememesi için olağanüstü çaba harcıyor. Ama en etkili ve en yetkili kişilerin ağızlarından çıkan sözler televizyonlarda paylaşılmıyor. Hatta paylaşılması bile imkansızlaşıyor.

Konunun uzmanı olan HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, bu konuda en etkili ve yetkili kişi olarak karşımızda. Üstelik çıktığı her televizyon programında söylediği çok güzel bir detaylarla... Sunumları da ortada. 

İşte Pamukoğlu’nun o en güzel sözü: SAVAŞ SANATI...

Pamukoğlu’nun bu sözü o kadar doğru ki, politikanın bittiği yerde ulusun güveneceği tek mercinin “Askeri Güç” olduğunu önemle belirtiyor. Örnek olarak da, İran’ın her ne kadar politika yaptığı konuşulsa da, nükleer füzeyi imal ederek Amerika’ya kafa tutmasını ve doğacak sonuçları da resimleyerek gözler önüne seriyor.

Neden?

Askeri gücüne güç kattığına inandığı için.

Oysa politikanın gücü sadece müttefiklik durumunun ağır bastığı yerlerde kendini gösterir. Ama müttefiklik de bir yerde biter. Çünkü savaş durumları tam bir kurt politikacılığın resmini oluşturur. Bu da haliyle o ülkenin geleceğini düşündüren olası senaryolara karşı askeri önlemleri alması gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır. 

SÖZDE SOYKIRIM İDDİALARINI BATILI DEMOKRASİLER SÜREKİ KAŞIMIYOR MU?..

Yani, söz gelimi Amerika’yı ve (bazılarının çok övdüğü) Batılı demokrasi ülkelerinin sırf çıkarları için aniden size sırtlarını dönmeleri gibi...

Örnek mi istiyorsunuz?

Alın size örnek: Fransa’nın yeni lideri Hollande, Sarko’nun Ermeni politikasının hata olduğunu söyleyerek onu devirmişti. 

Ya sonra ne oldu?

O da Ermeni vatandaşlara yaranmak için asılsız iddiaların peşine düşerek rüştünü kabul ettirmeye çalıştı. Bakın bu konuda Türk basınında haberler nasıl geçmişti, hatırlatalım: “Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı Hollande, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili iddiaları 4 Eylül'den itibaren Fransız ders kitaplarına koyuyor. Fransa Milli Eğitim bakanları Ermeni meselesinin orta son sınıf kitaplarına alındığını açıkladı.

Fransa, sözde Ermeni soykırımı iddialarını siyasi arenadan okul sınıflarına taşıyor. Nicolas Sarkozy'nin yarım bıraktığı Ermeni soykırımını inkâr yasa tasarısı konusunda yeni cumhurbaşkanı François Hollande'nin atacağı adım merakla beklenirken Elysee Sarayı'ndan şaşırtan bir adım geldi. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ortaokul 3 tarih ve coğrafya ders kitaplarına girdi.”

Alın size Fransa’yı ve onun yeni liderinin gerçek yüzünü görün istedik. Çünkü biz bunu yıllardır söylüyoruz ve yazıyoruz.

Peki neden bunu neden yapıyorlar dersiniz?...

Şunun için: Hem tarihten ders almadıkları... (Yani Anadolumuzu istila ederlerken kıçlarına tekmeyi yediklerini bir türlü hazmedemedikleri için...) Hem de haçlı seferini kamçılamak ve hırslarını Türkiye üzerinden alarak Ermenistan’ı da şahlandırmak için.

Siz bakmayın Batılı demokrasilerin sözde demokratikliğine. Eğer sözde Ermeni meselesini kabul ettirmek için ayaklanmayı başarırlarsa... Hemen Rusyalı Putin ile (ister komünizm olsun - ister faşizm) hemen tokalaşıp Türkiye’nin üzerine üzerine gelirler. Bu asla unutulmamaldır.

Hatta “Amerika ne yapar?” diye merak mı ediyorsunuz?..

Onu da söyleyelim: Amerika bile, hem Rusya ile ve hem de Fransa ile (ve onun da beraberinde diğer sözüm ona Batılı demokrasi ülkeleriyle) el sıkışarak (Arapları da pohpohlayarak) Türkiye’yi her an parçalamak için görüşbirliğine varırlar. Bunu asla unutmayalım.

SURİYE BÜTÜN KALSIN DİYE BAĞIRIYORUZ AMA UYGULAYAN BİZLER DEĞİLİZ Kİ...

Suriye meselesinde Sayın Pamukoğlu çok çarpıcı sözler söylemişti. Hatta, “İşte BOP denen o büyük proje böylelikle başladı. Suriye ise buna bir vesile oldu” demişti.

Çok da haklı elbette. Suriye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan Amerika elini yormadan Türkiye’yi kendine siper yapıyor. Hatta “Nasıl olsa Türkiye sınırları Arap ülkeleriyle çevrelenmiş durumda. Bu da Türkiye’nin ister istemez hareketlenmesine neden olacak. Ben de Ankara’ya biraz olsun istediğini verip Suriye meselesini rayına oturtup hava koridorunu da yaratarak Halep ve Şam’da istediğim gibi at koştururum” diye planlar yapıyor.

Oysa Türkiye’nin Amerikan güdümünde hareket etmesine ihtiyacı yok ki... Hatta zorunlu bile değil... Bilakis Türkiye, bölgesel güç ispatına da ihtiyaç duymadan diplomatik dış ilişkisiyle Suriye sorununu çözebilecek güçteydi. Hatta uçağımızı vuran Suriye füze rampasını anında vurup Amerika’yı ve diğer ülkeleri bu işe bulaştırmadan kendi çerçevesinde rayına oturtsaydı, bugün ne İran bize posta koyabilirdi... Ne de Amerika, “Tanklarınızla sınırda tatbikat yapmayın. Bunun sırası değil” diyebilirdi...

FİKRİ OLAN GELSİN DİYENLER PAMUKOĞLU’NU NEDEN KABUL ETMEZLER?..

Terör konusunda başarılarla dolu koca yılları geride bırakan HEPAR Genel Başkanı Pamukoğlu çok derin askeri tecrübesi olan bir şahsiyet. Konuk olduğu televizyon programlarında sürekli yineliyor: “Bu bir Amerikan oyunu. Amerika BOP projesini Suriye’den başlamak istiyor. Ve de başlayacak. Türkiye ise bu tehlikeyi mutlaka görmelidir. Eğer bu bölgede siyasi gelişmeleri lehimize değiştiremezsek Türkiye istedikleri konuma gelecek...”

Pamukoğlu ayrıca terör konusunda şu çarpıcı açıklamayı yaparak Türk’ün gücünü göstermek istemiştir: “Dağların ve ormanların olduğu bölgede kışla seçeceğiz. Onlara her şeyi öğreteceğiz. 20 bin kişiyi 4 gruba ayıracağız. Genç generaller vereceğiz. 4 tane general. Başına bu işleri çok iyi bilen bir başka general getireceğiz. Bu 20 bin kişiyi bir sepetin içinde binlerce solucan olarak görünüz. Bu sepeti götürüp o bölgeye boşaltacağız. Askerler kesinlikle bekar olacak. Akıllarında aile ve çocuk olmayacak. Para pul diye bir meseleleri olmayacak...”

Pamukoğlu devam ediyor: “...Türkiye’nin durumu, şu anda ‘Sel önünde kütükden’ farksız. Rusya nükleer başlıklı füze üretimlerini, füze kalkanına rest çekmek üzere arttırdı... İran tetikte... Hem Malatya-Kürecik için, hem de Irak ve Suriye’de olanlar için... İsterse Güney Lübnan’ı Hizbullah’la köpürtür... ABD ve İsrail İran’ı vurma planını gözden geçirdi haberleri yaygınlaştı. Kukla Bağdat hükümeti hava sahamızı ihlal etme diye AKP hükümetine kafa atıyor. Türkiye’nin Güneydoğusu çifit çarşısı gibi.. Suriye’deki olaylarda mezhepçilik önde...”

Tabii bu söyleşinin derinlerine inildiğinde, Sayın Pamukoğlu, “İran’ın... Irak’ın... Suriye’nin... Lübnan’ın... Arap Baharı diye yaratılanların ve yaratılmak istenen ülkelerin...” Kısaca tüm İslam alemini kapsayan bir Amerikan oyununu gözler önüne sermiştir. 

Eğer Türkiye, Ortadoğu meselesinden bir an önce kurtulmak istiyorsa... 

Eğer Türkiye, askeri ve siyasi manevraları Ortadoğu’da çok net bir şekilde görmek istiyorsa...  

Eğer Türkiye, oldum olası Amerikan güdümünden kurtulmak istiyorsa... 

Eğer Türkiye Milli Mücadele yıllarının değerine daha da değer katmak istiyorsa... (Ki elbette istiyor) Tüm siyasi otoritelerimiz, etkili ve yetkililerimiz barışı sağlamalı ve biraraya gelmelidirler.

Siyasi gereği bugüne kadar ayrılık rüzgarı esen ve estiren politikacılarımız artık tehlikenin kapıda olduğunu düşünmeli ve hep birlikte hareket etmelidirler. Pamukoğlu’nun uyarıları bugünkü ve yarınki değerini güçlü şekilde korumaktadır.