Amerikali Turk

Yazarlar

Emekli İntibaka Sevineyim Derken Yeni Krizle Başbaşa Bırakıldı!..

September 14, 2012 9:10 AM

TÜRKİYE’de iş bulmak çok zor olduğu kadar, çalıştığınız iş yerinde devamlılığı sağlamak da kolay değildir. Hatta bunu düşüncelerinizde her dakika yaşarsınız. Bir de bunun yanında, “Kriz var” söylemleri o kadar sert bir çıkışla sergilenir ki...  Çalışanlar huzursuz olur ve bu iş “Hiç bitmeyecek” bir hal alır.

Bir anket yapsanız ve bir çalışana şöyle bir soru sorsanız mesela: 

“Şu anda çalışıyorsunuz. Sizin için iş yerinde mutluluğun anlamı nedir?..”

Cevap:

“Tabii ki devamlılık sağlamak. Hiç bir olumsuz durum olmadan, hiçbir krizle karşılaşmadan buradan emekli olmak.”

Daha can alıcı soru:

“Aldığınız ücret doğrultusunda hayatınızın devam etmesini ister miydiniz? Yoksa başka bir düşünceniz var mı?..”

Bu soruya cevap aynen şudur:

“Bu devirde değil çalışmak, emekli olmak hayal gibi... Çünkü her sene değişen iş kanunları... Çalışanların durumu... Prim ücretlerindeki değişkenlikler... Yıl itibariyle baz alınan emeklilik durumu... Ama ne olursa olsun emekli olmak biz çalışanlar için daha önemli bir konu haline geldi.”

Hiç de yalan değil.

Hatta hükümetin son açıkladığı emeklilerin durumu pek de mutluluk gözyaşlarını andırmayacak netlikte. Çünkü az alanla çok alanlar arasındaki yanlışlıklar emeklilerimizi yine derin üzüntüye boğmuş vaziyette. Ama ne olursa olsun bunun cezası asla emeklinin sırtına bindirilmemeli.

Neden mi?..

Açıklayalım: İntibak çalışmaları devam ederken, bazı emeklilerin maaşlarının yanlış hesaplandığı ortaya çıkıverdi. Daha doğrusu 2 bin 500 kişinin eksik hesaplandığı açıklanıyor. Bunun yanında 3 bin 500 kişinin de maaşlarının fazla hesaplandığı bildirilmekte.

Evet ama maaşlar yanlış hesaplandıysa bunun kabahati emeklide olamaz ki... Sanki emekliler mi maaşlarını hesaplayarak bilgisayara geçti de sorumlu tutulacaklar?..

Hiç böyle şey olur mu?..

Pekiiiii....

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na şöyle bir soru sorsak ne cevap alırız:

– “Yıllarca maaşları eksik verilenlere (bugüne kadar çektikleri eziyetlerden ve yoksulluktan dolayı) misliyle tazminat ödemeniz gerekmez mi?..”

NE YAPILIRSA YAPILSIN, AZ ALANIN DA, ÇOK ALANIN DA MAAŞI YETERSİZDİR...

Çalışma Bakanlığı ilk önce şunu düşünmelidir ki, bugün emekli olarak hayatlarını yaşamaya çalışanların hiçbiri memnun değil. Çünkü emekli maaşlarında fazla ücret olarak hayatlarını yaşayanlar, aldıkları paraya göre yaşamlarını sürdürmekteler –Ki, inanın bu rakam bile yetersiz kalmaktadır. Yani emekli maaşını biraz yüksek alan dahi tam manasıyla rahat bir şekilde geçinemiyor.

Bunun yanında maaşları yanlış olarak hesaplanmış olanlardan da bakanlığın, “Yanlış hesaplanarak bunca yıl sizleri üzmüşüz” diyerek gönül alması gerekmez mi?..
Gerekir elbette.

Ayrıca, maaşları bakanlıkça yanlış hesaplanarak az paraya emekli olanlarımıza intibak “yansır mı”, “yansımaz mı” diye bir açıklama yapmaları da gerekmez mi?..

Sanki savaş planı hazırlanıyormuş gibi, emekli hiçbir zaman ciddi bir şekilde kaale alınmıyor ve doğru dürüst bir açıklama dahi yapılmıyor. Oysa bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik emeklilere acilen açıklama yaparak “Her şeye hazırlıklıyız. Bu gibi yanlışlardan dolayı emeklilerimiz korkmasınlar. Yanlış hesaplamalar olsa da emeklilerimiz hiçbir zaman mağdur edilmeyecek” diye açıkla yapması gerekirken Sayın Çelik  şu açıklamayı yapıyor: “...Yaklaşık 2 milyon 700 bin emekliden bahsediyorduk. Dolayısıyla bu dosyalar tek tek elden geçiriliyor. Net rakam çıkınca bununla ilgili kararları da alırız ve kamuoyuyla paylaşırız.”

Evet, doğru olabilir. Durum tam netlik kazanmadığı için net bir şey söylenmesi yanlış olabilir. Ama burada esas yanlışlık, intibakların emeklilere neler getireceğini veya neler götüreceğini söylememek değil midir?..

Düşünebiliyor musunuz?..

İntibak kararı alınıyor ama bir yıl sonra verilmesi söz konusudur diye emeklilerimize büyük hayal kırıklığı yaşatılıyor.

Sadece bu mu?..

Son Şeker Bayramı’nda tüm emekliler maaşlarını alacakları tarihten önce aldılar. Yani hükümet, bayram öncesi tüm emeklilerin maaşlarını yatırdı. Ama sadece Bağ-Kur kapsamında olanlar paralarını alamadı. Üstelik hiçbir açıklama da yapılmadı. İşte bu gibi durumlara hakim olmak gerekmez mi?..

Çalışma Bakanlığı’nın bu gibi durumlara el koyarak açıklama yapması gerekmez mi?..

Ama ne yazık ki ne açıklama yapılıyor, ne de sonrası için bir umut dağıtılıyor. Umuttan kastımız, Bağ-Kur’lu emeklilerimizin basamaklarına göre aldıkları paranın yetersizliğinin düşünüldüğüdür. Bugünlerde imkansızlıklarının daha da devam ettiğini bildikleri için intibak yasasını öne aldıklarını bildirmeliydiler. Ve Bağ-Kur’lu emeklilerin sosyal yaşamlarına katkıda bulunmak için iyileştirme zamlarına 2013’ü beklemeden derhal başlanacağını açıklamalıydılar.

Oysa bugün, yapılan yanlış hesaplamalardan ve bilgisayara yanlış kaydetmelerden dolayı emeklilerimizin çoğu mağdur olacak... Olmayanlar ise maaşlarına zamlarını alabilecek. Evet ama maaşları yanlış hesaplandı diye... Ellerine geçen fazla paranın sorumluluğunu yine emeklilerimize kesmek doğru mudur?..

Elbette değil.

O halde, yetkili bakanlıklarımız bu konuya daha duyarlı bakarak (zaten zor geçinen emeklilerimize) ceza vermeden... Onları “Sen fazla para almışsın, o zaman eline geçen paradan keseceğim...” açıklamasıyla korkurtmadan bu işin tatlılıkla bağlanmasına çaba göstermeliler.

EVİ OLMAYAN EMEKLİLER TESPİT EDİLEREK EVSAHİBİ YAPILAMAZ MI?..

Türkiye’de en çok mağdur olan taraf, emeklilerimizdir. Çalıştığı işyerinden aldıkları tazminatlarla evini - yurdunu yapanlar hayata tutunmuş vaziyetteler. Sadece aldıkları maaşla sosyal hayatlarını (tabii o da varsa) yaşamaya çalışmaktalar. Ama evi olmayan, barkı olmayan, sadece ve sadece emekli maaşıyla kirasını ve günlük yaşam koşullarını karşılayarak ayakta durmaya çalışan emeklilerimizle temas halinde olmalılar.

Sadece fakir - fukara, garip - guraba düşüncesiyle hareket edilerek ekonominin gerçek krizini emeklilere yaşatmaya çalışmak... Onları düşünmeden, yalnızlığa bırakmakla eş anlamlıdır. Hem az bir emekli maaşıyla ayakta durmaya çalışanlarımızın ekonomik güçlerini daha da zorlaştırarak onları kıskıvrak yakalamak, “Ekonomimiz doğru gidiyor” anlamını taşımaz.

Evi olmayan emeklilerimize devlet acilen uzun vadeli krediyle ev yapmalı ve modern şehirleşme planlarını hayata geçirmelidir. Hele ki bugün deprem dolayısıyla 30 ilde yıkım kararı alınmışken... Milyonlarca emeklilerimizin de ev sahibi olarak sağlam binalarda oturmalarını sağlamak, Türkiye’ye büyük bir değişim sağlayacaktır.

Tabii bunun yanında doğru ekonomiyi hayata geçirecek olursak, ilk başta Anadolu kentlerimizde yaşayan emeklilerimizin hepsinin tarımda kat kat mesafe almalarına imkan sağlanmalıdır. “Tarımda kendi kendine yeten ülke” diye göğsümüzün kabara kabara söylediği bu ifadenin hakkını vermek için hükümetimiz derhal Anadolu’nun bütün şehirlerine (özellikle Güney ve Güneydoğu Anadolu’ya) tarımda devrim yaşatmalıdır. Özelilkle bunu yaşatacak olanlarımız emeklilerimizin ve emekliliği yaklaşan köylümüzün katkısını daha da artırmak istiyorsak... Onların sorunlarına derhal çözüm bulumakla gerçekleşir. Hayvancılığı da unutmamak kaydıyla.

Kısaca en mağdur olan Bağ-Kur’ludan başlayarak derhal değişim projesini başlatmalı ve bir an önce bu sorunun üstesinden gelinmelidir. Emeklilerimizin durumunu es geçerek, ikide bir “Batı tarzında ekonomi istiyoruz” söylemlerini bir kenara bırakın... Batılı çalışanların emeklilik haklarını ülkemize taşıyın.


Okkes Agaoglu