Amerikali Turk

Yazarlar

İslama Hakaret Filmine Karşı Atatürk Filmi En Güzel Cevap Olacaktır!..

(1 votes, average 5 from 5)
September 17, 2012 12:26 PM

İSLAM dinini yaşayan Müslümanlar olarak bugün gelişen olaylara baktığımızda, “Ortalıkta büyük bir cehaletin dolaştığını” rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü bu cehalet, ne bir “Teknolojiyi propaganda aracı olarak kullanma” adına tavrımızı koyabilmişizdir... Ne de Batı ve Amerikan emperyalizmine karşı “Yeter artık. Size, sizin anladığınız dille cevap vereceğiz” diyebilmişizdir.

Peygamberimize hakaret olarak yapılan filme karşı tek yaptığımız ve yapamadıklarımız şunlar olmuştur:

1) Ülkede ayaklanmaları gerçekleştirmek.

2) Yabancı ükelerin diplomatlarını öldürmek.

3) Her cuma namazı çıkışı ülkelerin bayraklarını yakmak.

4) Dini kavramları siyasetle içeçe algılamak.

5) Siyasi duruşumuzu politikanın süzgecinden geçirememek.

6) Batıya lanet okurken, yine Batı’nın bütün teknolojisini satın alarak kullanmak.

7) Bilimde ve ilimde sürekli geri kalmak.

8) Çalışma stratejilerini sürekli Batı’dan almak.

9) Anayasalara Batı tarzında kanunlar koymak.

10) Demokrasiyi de onlardan öğrenmek.

İşte bu 10 maddelik sıçrayışlara teknoloji adına cevap veremediğimiz için, İslam alemi sürekli Batı’nın arkasından gelmekte. Bazen de Batı, filmlerle ve resimlerle İslam alemine hakareti teknolojiyle öylesine yapmakta ki, bir anda ayaklanıyor ve Batı’nın tuzağına çok çabuk düşüveriyoruz.

Daha doğrusu hastalıkta da ilaç Batı’dan.

Hakarette de İslam dinine düşmanlık Batı’dan.

Batı bu hakarete, “Düşünce özgürlüğü” kılıfını giydirerek kendine dokunulmazlık zırhını geçiriyor. İslam alemi de, bu hakaret filmine karşı protestoları yaparken, diplomatları öldürmekten yola çıkarak, bütün düşmanlığı Müslüman alemine yayıyor. Hatta ve hatta kendiliğinden yayılıyor.

Burada asıl eksik olan, İslam aleminin hem teknoloji ve hem de siyasi alanlarda politik manevralarını yapamamaları olmuştur. Bunu yapamayanlar, ayaklanmanın ölümcül protestolara dönüşmesine neden olmuşlardır. Örneğin düne kadar onlarca insan bu hakaret filminde canından olmuştur.

Bu gelişmelerden yola çıkarak kendi kendimize şöyle bir soru sormamız gerekmez mi?:

–  “Ölümcül protestolar ve ülkelerin bayraklarının yakılışından başka, teknoloji dünyasını çok iyi kullanarak Batı’ya aynı şekilde neden cevap veremiyoruz?..”

Çünkü hiçbir zaman Batı tarzında düşüncelere odaklaranarak... Hakareti sanatsal özgürlük zırhına geçirerek... Onlara gereken cevabı teknolojiyi kullanarak veremiyoruz.
Ama gerçek de şudur ki, her İslam ülkesi kendi düşüncesiyle tavrını ve fikrini ortaya koymalı ve bilgisiyle Batı alemini dize getirmelidir. Aynı şekilde hakaret içermekle değil, bilim ve irfanla Batı’nın provokasyonuna alet olmadığını kanıtlamalıdır.

OBAMA’NIN YARDIM İSTEMESİ GÜZEL BİR ŞEY. EVET AMA BİZİM DE İSTEKLERİMİZ OLMALI...

Bu düşünceler doğrultusundan yola çıkıldığında ise, Batı aleminin İslam alemine olan düşmanlığını yenebilmek için, her Müslüman ülkenin, Batı’nın emperyalizminden ve savaşlarından neler çektiğini belgeleriyle gösteren filmler yapmalıdır. Arşivler tek tek açılarak her bir madde için uzun metrajlı filmler çevrilerek onlara anladıkları dilden cevaplar verilmelidir.

Eğer ki Batı’nın “O filmi kınıyoruz” dedikleri halde, yine o filmin yayılmasına sebep olmuşlarsa (Ki, olmuşlardır) bu; Batı aleminin istediğinin olduğunu göstermektedir. Tıpkı bugün Amerikan savaş gemilerinin Libya limanlarına demirlemesi gibi... Tıpkı Pentagon’un avuçlarını ovuşturarak, “Acaba bu siyasetle Libya’dan neyi, veya neleri koparabilirim”i düşünmesi gibi... Tıpkı Bağdat’a füze palavrasıyla girip Irak’ı talan etmeleri gibi... 

O olaylarda da savaş senaryoları unutturulup, ortaya “Nükleer tehdit”i koyarak tecavüzlerin ve cinayetlerin 10 yılı aşkın Irak’ta devam etmesi gibi...

Bugün Obama büyük elçisinin Bingazi’de öldürülmesinden dolayı Erdoğan’dan yardım istediğinde... Yine aynı doğrultuda Erdoğan’ın da, “Siz de Kandil’de önümüzü tıkamayın. Hatta sadece ‘PKK terör örgütüdür’ söylemiyle kendinizi sıyırarak onlara destek vermeyin” diyerek sınır ötesi harekattan kârlı çıkmanın yollarını aramalıdır.

Aynı şekilde, Erdoğan’ın da Obama’ya şu soruları sorarak karşılık vermesi gerekir:

1– Pentagon’da asılı duran (Türkiye’nin parçalanmasını gösteren ve Anadolu’muzu ortadan ayıran) kürdistan haritası ne anlama geliyor?..

2– İran meselesinde İsrail’le gizli brifinglerle aynı düşünceyi paylaştığınızdan dolayı Ortadoğu’da bütün taşların yerinden oynamasına neden müsaade ediyorsunuz?..

3– Peygamberimize karşı hakaret içerikli filmlere karşı neden baskınızı yoğunlaştır mıyorsunuz?..

4– Sürekli “Dünyada barış olması için çaba harcıyoruz” diyerek kurduğunuz NATO ve Birleşmiş Milletler’in pasif kalmasını neden kabulleniyorsunuz?..

5– Libya, Yemen, Tunus, Mısır ve Irak olaylarında Rusya nasıl aşıldıysa... Aynı şekilde Suriye olayında da iç savaşın aşılması politikasını neden yapmıyorsunuz?..

Bu soruların karşılıkları çok uzundur. Tam bir Ortadoğu kazanının politikasını açıklamak gibi bir şeydir. Ancak demokrasi adına hareketlilik için illaki İslam ülkelerinden başlanması kan dökerek mi olmalıdır?..

“Arap Baharı” adı altında İslam ülkeleri üzerinde oynanan oyunlar pis pis sırıtmakta. Örneğin Libya olayında “Biz bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz” diyerek halkı içerden kışkırtıp ve ayaklandırarak adeta bir iç savaşın fitilini ateşlemek doğru mudur?..

Aynı şekilde Mısır’da ve Yemen’de...

Tabii daha önce de Irak’ta...

Bunlar hep, Batı emperyalizminin tuzaklarıdır. Bu tuzağa düşmemek için İslam Topluluğunun kurduğu ve hiçbir varlık gösteremediği kurumları derhal feshederek yerine daha demokratik, daha atılımcı ve özgürlükçü toplulukları kurarak şeriat yöntemlerini lağvetmeli... Akabinde demokratik özgürlüğe dayanan toplumsal barış kurumlarını harekete geçirmelidir.

Ama ne yazık ki “Arap Baharı” yaşanan bütün İslam ülkelerinde dış baskı ağrılığı, sürekli Batı kaynaklı olmuştur. Ne herhangi bir komşu Arap ülkesi, kendi kararını kendisi verebilmektedir... Ne de Batı alemine karşı enerji kaynaklarını silah gibi kullanabilmeyi başarabilmişlerdir.

Ne yazık ki Arap aleminin bütün devlet yapısı, Batı yanlısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Halkına eziyet ederek Batı’nın kendilerini desteklediğini sanan Arap ülkeleri, yarın - öbürgün aynı şekilde Batı’nın Ortadoğu ülkelerine sırtını çevirerek ülkelerinde iç ayaklanmanın tetikleneceğini kabullenmelidirler. (Tıpkı bugün olduğu gibi)...

1453 FETİH’TEN SONRA ATATÜRK FİLMİ BATI’YA GEREKEN CEVABI VERİR...

İşte bu saydığımız tüm gerçekleri karşımıza Peygamberimize hakaret edilen filmle ortaya çıkmaktadır. Birisi karşımıza çıkarak bize şu soruyu haklı olarak pekala sorabilir: “Hem Batı emperyalizmi diyorsunuz... Hem Batı demokrasileri Arap aleminde baskı rejimini artırır diyorsunuz... Hem de adeta Batısız bir şey olamayacağını savunuyorsunuz... Burada hangi planı ve projeyi öne çıkarıyorsunuz?..”

Bu soruyla açıkladıklarımızı anlamayanlar, anlamak için şunu düşünmelidirler:

1– 1453 Fetih filmi neden bu kadar tutuldu?..

2– Avrupalı Osmanlı filmine bir şey demezken...

3– Osmanlı Ordusu’na neden Türkler denmesini istemez?..

Batı’nın söylemlerinde şöyle bir tuzak vardır: Fatih Sultan Mehmet’e “Müslüman adam” derler... Askerlerine de “İslam Ordusu...” Osmanlı’nın torunları olan Türkler’e de “Müslüman” veya “İslam” derler. Ama nedense Türklüğü ve Türk olmanın gururunu Osmanlı’nın devamı olarak kullanmazlar. Hatta ve hatta yanına bile getirmezler.

Zaten bunu kabul etmeyen bugünkü bazı zihniyetlerin de varlığı yok mudur?..

Aynı şekilde bugün Peygamberimize hakaret içeriği taşıyan filme karşı Türkiye de karşı atağa geçmeli ve aynı teknoloji zenginliği... Aynı tarihi gerçeklerle bir Atatürk filmini çekmeliyiz. Tıpkı 1453 Fetih nasıl çekildiyse... Ama gelin görün ki Atatürk’ü demokrasi lideri olarak görmek istemeyenler de var. Oysa Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının tarihçesine bakıldığında nelerin yapıldığını inkar etmenin mümkün olmadığını görebilirsiniz.

Mesela Atatürk’ün önem verdiklerini tek tek sayalım isterseniz:

1– Kadınlara seçme ve seçilme hakkı, 2– Saltanatın kaldırılması, 3– Ordunun siyasetten ayrılması, 4– Cumhuriyetin ilanı, 5– Siyasi partilerin hayata geçmesi. 6– Yeni bir Türk devletinin filizlenmesi, 7– Türk Dil Kurumu’nun kurulması, 8– Türk Tarih Kurumu’nun kurulması, 9– Medeni Kanun, 10– Soyad Kanunu, 11– Devlet Demir Yolları’nın kurulması, 12– Latin Alafabesi’nin ve rakamlarının kabulü, 13–Ağırlık ve uzunluk ölçüleriyle Takvim ve saatin değiştirilmesi 14– Ve hafta tatilinin pazar gününe alınması.

Ve bunun gibi onlarca değişiklik...

Acaba bu alınan kararların neresinden rahatsız olunuyor ki, Atatürk ilke ve inkılaplarının rahatsız edici yanı olsun?..

Eğer bunlardan rahatsızlık duyuluyorsa (Ki duyulmakta), o zaman Atatürk filminde hangi konuları işleyeceksiniz?..

Evet, ne olursa olsun Atatürk filmi çevrilmeli. Hıristiyan alemi de çok iyi bilmektedir ki İslam alemi, Hazreti İsa’ya karşı kötüleyici bir film çevirmez. Çünkü İslamiyette sevgi, bütün peygamberler içindir. İslam alemi bütün peygamberleri tanır ve severler. Onun için İsa’ya karşı asla kötümser bir film çevrilmez. Ama Hıristiyan aleminin yaptığı soykırımlar... Yakıp yıkmalar... Terör odaklarını beslemeler... Başka ülkeleri istila ettikleri gibi bizim ülkemizi de istila etmeleri... Film için konu olacak başlıklardır. 

Evet, Atatürk filmiyle Hıristiyan aleminin emperyalist düşüncelerini gözönüne serilmesi büyük bir başarı olur. Yeter ki Atatürk filmi çevrilsin ve Batı aleminin bugünkü sahte yüzü, geçmişten gelen özel kinle halâ yaşadığı ortaya çıksın ve görülsün.

Filme filmle karşılık vermek... İlime ilimle karşılık vermek... Teknolojiye teknolojiyle karşılık vermek en güzel savaştır. Yoksa adam öldürmek... Adam yaralamak... Cahilcedir.