Amerikali Turk

Yazarlar

Ulusalcı Vekiller Aygün Sorununu Çözemiyor, CHP’de Neler Oluyor?

October 01, 2012 11:40 PM

GÜN geçmiyor ki CHP’den bir ses çıkmasın. Bu kez de kendi aralarında müthiş bir kavgaya girdi CHP’liler. Son günlerde meydana gelen şehit olaylarında ve CHP’li milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılması esnasında yaşanan stresli anlar yaşanmıştı CHP çatısı altında.

Bu olay bir habere konu olmuştu. Haberde de aynen şöyle diyordu: “Ulusalcı vekiller, Aygün’ün serbest bırakıldıktan sonra ‘Genç arkadaşlar’, ‘Dersim dağlarını özlemişim’, ‘İki günlük dağ maceram’ şeklinde açıklamalarına tepki gösterdi.”

Evet, buraya kadar haber gayet normal bir şekilde okunabiliyordu. Daha doğrusu haberin giriş bölümü, sakin geçen bir atışmayı hatırlatıyor gibiydi bizlere.

Fakat, o da ne?..

Haberin bitimine doğru olay daha da vahim bir hal almış. İşte aynen aktarıyoruz o haberin vahim olan yerini: “...CHP'nin ulusalcı isimlerinden Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Aygün'ün, özellikle “Genç arkadaşlar”, “Dersim dağlarını özlemişim”, “İki günlük dağ maceram” şeklindeki açıklamalarına tepki gösterdi. Özcan, Aygün'ün serbest bırakılma sonrası parti içindeki ulusalcılara “kafatasçı benzetmesi” yapmasına da tepki gösterdi. Özcan, terör olaylarının ve şehit sayısının arttığı süreçte bu konuşmanın kabul edilemez olduğunu söyledi. Özcan, “Seçmene açıklama yapamıyoruz” dedi.

Evet, CHP’de parti içi kavga böyle devam ediyor.

Eğer CHP bu durumda kendi içinde böylesine birbirine giriyorsa, çözüm arayışlarında zorlanır(lar). Çünkü bu gibi durumlar böylesine kavga ve dövüşle çözümlenecek bir sorun değildir. 

Bu haberin aksine CHP’den en azından şunları duymak isterdik:

– “Arkadaşlar, arkadaşımız dağa kaçırıldıktan sonra serbest bırakıldı. Ancak bizim bu konuya bakış açımız tabii ki terör değerlendirmesiyle devam etmektedir. Arkadaşımızın açıklamaları kaçırılma olayına ipucu vermektedir. Yani PKK terör örgütü ne yaparsa yapsın, kimi kaçırırsa kaçırsın, biz CHP’liler halkımızın ve askerimizin hep yanındayız. CHP Kürt meselesine mutlaka çözüm bulacak ve bu terör belasını başından savacaktır. Kaçırılan arkadaşımızı da çok iyi anlıyor ve gelişen durum itibariyle kendisine hak veriyoruz.”

Ne yazık ki böyle bir konuşma ne oluyor, ne de gündeme geliyor. Gündeme gelen sadece bağırmalar, çağırmalar. Aygün, arkadaşlarına “Kafatasçılar. Kafasızlar. Sizin zihniyetiniz beni anlayamaz” diye bağırıyorsa... CHP kendi içinde oturup bu konuyu konuşamıyorsa... Bu işte bir terslik var demektir.

Demek oluyor ki CHP’de bir şeyler oluyor... Nedense böylesine nazik ve böylesine çok önemli bir sorun karşısında CHP’lilerin birbirlerine bağırmaları haber akışı olarak gazetelere yansıyorsa – Ki yansımıştır – bu gidişin CHP adına iyi bir politika analizi olmadığı söylenebilir.

Peki CHP ne yapacak?..

Ne yapması gerekir?..

CHP SİYASİ İKNA GÜCÜNÜ NEDEN KULLANMAZ? KÜRT SORUNU İÇİN CHP DERHAL BÖLGEYE GİTMELİ...

Yapılacak tek şey, CHP’li vekiller Tunceli’ye ve çevre illerine derhal giderek, halkın yanında olduklarını göstermelidir. Çünkü Bolu Milletvekili Tanju Özcan “Bu süreçte seçmene açıklama yapamıyoruz” diyordu. Demek ki seçmen sizi yanına istiyor. Çünkü seçmeni ikna ederseniz... Seçmenin yanında olursanız... Seçmen size ulaşmak için zahmete girmeden sizi yanında görürse, işte o zaman CHP biraz olsun moral depolamış olur.

Peki bunu kim yapacak?..

Elbette genel başkanın talimatları doğrultusunda ve siyasi alternatifler yaratarak bütün CHP’liler yapacak... Türkiye’yi öne çıkararak... Milli Mücadele yıllarının o güzelim duygularını millete yansıtarak... Hiçbir partiyi karşısına almadan... Hiçbir partiyi kötülemeden... Hiçbir partiyi seçim havasına sokmadan... Sadece ve sadece CHP’nin bölgeye verdiği önem birinci sıraya yerleştirilerek yöre halkına birebir ulaşılması gerçek hedef olarak yapılmalı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kürt sorununa bir çözüm programı mutlaka sunacaktır. Hatta vekilleri açısından yöre halkına ulaşması bir o kadar kolay olacağı görülmektedir. Bu açıdan CHP, Kürt sorununun ne anlama geldiğini yöre halkına bilgi vererek harekete geçebilir.

PKK terör örgütünün aslında Kürt sorunuyla falan ilgilenmediğini... Hatta Kürt sorununun olmadığını... Bilakis terör örgütünün bütün derdinin Türkiye’yi ikiye bölmek olduğunu... Yöre halkına siyasi boyutlarıyla tek tek açıklayarak bilgilendirmesi CHP için zaruri hal almıştır.

Ama bütün bunları yapması için CHP’nin, kendi içinde kafasının rahat olması gerekiyor. Fakat öyle şeyler de duyuluyor ki, Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimler konusunda dikkat çekici ifadelerin söylendiği haberleri de yayılmakta.

Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimlerle ilgili olarak kullandığı “Belediyelerimizin bazıları çok başarısız, çok kötü yönetilen belediyelerimiz var. Bir gerçek var ki bu belediye başkanlarımızın 2009 yılındaki parti yönetimi tarafından belirlendiği ortadadır. Ancak bu bahane olmamalıdır. Yerel seçimlerdeki başarısızlığı asla affetmem” açıklaması, Baykal’a nazik bir gönderme şeklinde yorumlanabilir pekalâ.

Ama bu demek değildir ki Baykal da, aynı şekilde Kılıçdaroğlu’nun arkasından kürsüye çıkarak, “Benim dönemim - senin dönemin olamaz. Bu parti, senin - benim partisi anlayışı içinde çalışmıyor. Bu yereller konusunda hepimiz aynı şekilde sorumluluk hissetmeliyiz. Bunun dışında düşünmek, partimize her zaman zarar verebilir” dememelidir. 
 

Peki derse ne olur?..

O zaman Kılıçdaroğlu - Baykal kapışması olur. Ve Ulusalcı kimlikçilerle Kılıçdaroğlu’nun yenilikçileri arasında amansız bir zıtlaşma çıkar.

Arkasından ne gelir?..



Elbette hemen, “CHP’de anlayış farklılığı gözetilmekte. Bu iyiye gitmiyor. Bu gidiş zaten iyi değildi. Derhal yeterli imza toplanarak kurultaya gitmeliyiz. Yoksa her geçen gün partimiz aleyhine işliyor” denilecek.

Bunun böyle olacağı kesin.

Onun için artık bu gibi çok sesliliği bir kenara bırakmanın zamanı gelmedi mi?..

Kılıçdaroğlu, bütün siyasi yapılanmaları gözden geçirmeli... Kürt meselesiyle ilgili olarak çok nazik bir hal alan siyasi söylemlere bir sınır getirmeli... CHP’deki basit karşılıklı atışmaların CHP’ye iyi görünüm kazandırmadığını... Şehitler konusu önemini korurken Kürt meselesini bu kadar öne çıkarmanın hem partiye ve hem de Türkiye’ye zarar verdiğini anlatmalıdır. Yok eğer anlatılmazsa, işte o zaman CHP kendi kendini yiyen bir parti görünümüne bürünür. Bu da hiç hoş değil elbette.

BAYKAL, SAV VE DİĞERLERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER NET OLMALI...

Kılıçdaroğlu, eğer ki CHP çatısı altında rahatsız olduğu kişileri görüyorsa... Bunu da dillendiremiyorsa... O zaman yapacak bir şeyinin olmadığını söylemek pek de yalan olmaz. Ama görünen o ki, kendisinin dillendirdiği “Bir gerçek de var ki; bu belediye başkanlarımızın 2009 yılındaki parti yönetimi tarafından belirlendiği ortadadır” ifadesi bir sorunun olduğunu ama şimdilik onun üzerine gidilmediğini bizlere yansıtmakta. 

Ama yine kendi ifadesiyle “Ancak bu bahane olmamalıdır”la belirli kişilerin partiye yine de güç kaynağı oluşturduğunu bildiğinden olmalıdır ki, bir şey yapmadan durmaktadır. Çünkü siyaset nedense bunu gerektirir.

Ama CHP’yi sıkıştıran başka bir iç mesele daha var. O da Anayasa konusu. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerinden Süheyl Batum, “Bu konuda anlaşmazlık var” derken... İzmir Milletvekili Rıza Türmen, "...Kürt çocukları Anadilde eğitim yapabilmelidir. Bu Türkiye'ye zarar vermez” diye söyledi.

Fakat bu tartışmalara ağır bir şekilde noktayı koyan ise Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk oldu. Basında çıkan habere göre Öztürk bakın ne demiş: “...Bu işi götüremeyecekseniz bırakın.”

CHP’ye neresinden bakarsanız bakın, sürekli iç meseleler... İç çatışmalar ve iç anlaşmazlıklar sürüyor. Hele ki Öztürk’ün Oslo görüşü anlaşmazlıkları tavana çıkaran çıkışı olmuştur: “Ne farkımız var BDP’den? Halkımız bize kin kusuyor.”

Fakat Başbakan’ın da terörle ilgili “CHP ile görüşürüz” mesajına Kılıçdaroğlu’nun, “Gelsinler, görüşürüz. Gelsinler bakalım, kapımız açık” karşılığını vermesi, CHP’deki yanlışların düzeltilmesi açısından açık bir kapı olabilir.

Kılıçdaroğlu’nun bunu çok iyi değerlendirmesi... CHP’li seçmene yeni politikalarla güzel mesajlar vermesi... Genel ve yerel seçimlere yönelik siyasi yatırımların miladını bugünden atması çok önemlidir. Artık CHP’nin iç ve dış siyasi meselelerde büyük bir değişime ihtiyacı olduğu kesin. Kılıçdaroğlu bunu başarırsa, yerelde de, genelde de AKP’yi zorlayabileceğini şimdiden söylemek hayalcilik olmaz. Yeter ki CHP çıkış yolunu bulsun.