Amerikali Turk

Yazarlar

Seni Çok Seviyorum

(1 votes, average 5 from 5)
October 21, 2013 8:36 AM

Galatasaray-Karabük ve Erciyes-Fenerbahçe maçlarını izledim.

 

Mustafa İlker Coşkun, TFF’nin FIFA listesinde olmalı ki bu maça görevlendirilmiş.
Yönetimini beğendim. Hakem ekibi maçın genelinde uyumlu bir yönetim gösterdi.

 

Ta ki, Lualua yan hakeme dönüp uluslararası “Seni çok seviyorum” anlamına gelen tüm parmaklarını kapatıp orta parmak açık kalacak şekilde el işaretini yapana kadar.

 

Droğba ile girdiği mücadele sonrası kendisine yapılan faulü alamayınca, dönüp Droğba’ya faulü yaptı. Daha sonra orta hakem, birinci yardımcı hakem ve beşinci hakem arasında kalan üçgende büyük ihtimalle Telekom Arena’daki seyircilerin de kaçırmadığı selamını yardımcı hakeme çakıyor.

 

Bu işaretin ülkemizde ne anlama geldiğini bilmeyen bir çok insan olabilir. Ama bu kadar yabancı futbolcunun oynadığı bir ligde hakemlerin bu hareketin ne anlama geldiğini bilmemesi saflık olur.

 

Mustafa İlker Coşkun’a bir de hatırlatmam olacak. Futbolun en önemli ögesi ne desem? Kaç kişi gol cevabını verir. Heralde yüzde 99. Bir hakemin maçı bir takım kontra atağa kalkarken bitirmesi kadar göze nahoş gelen bir şey olamaz.

 

Gelelim Erciyes-Fenerbahçe maçının hakemi Halis Özkahya’ya. Maçı 4 yaşımdaki küçük oğlumla izliyorduk. Maçın başındaki Sow’un pozisyonundan sonra oğlumun ağzından şu laflar döküldü “No yellow card?” Yani “Sarı kart yok mu?” Bu pozisyonda bırakın sarı kartı, Özkahya faul bile çalmadı. Özkahya, acısı gereği Erciyes’li futbolcunun kramponlarının Sow’un dizinde patlayışını görmemiş olabilir, ama futboldan anlayan biri bu pozisyonda Sow’un kendini yere atmasının ne kadar anlamsız olacağını kolayca çözebilirdi. Sow’un onu boştu ve gole gidiyordu.

 

Ve bence Türk hakemleri biraz cesaretli olmalı. Hakem sıradışı olmalı ya da çılgın kararlar vermeli demiyorum. Ama yerde yatan futbolcuya üç kere tekme atan bir futbolcuyu atamıyorsan, o futbolcunun teknik direktörü de gelir sana bir hakemlik dersi verir. Fenerbahçe’li Caner son haftaların en formda futbolcusu olabilir. Hatta transferde dünyanın en gözde ismi olabilir. Ama futbolcu ilk önce ahlaklı olmalı. Caner’in yerde yatan Erciyes’li futbolcuya topu almak için tekme atması Özkahya’nın değil hangi hakem olursa olsun arka cebinden çıkan davetiye ile soyunma odasında sonuçlanmalıydı. Onun yerine Yanal Caner’e “Gel bakalım çocuk, sen biraz benim yanımda otur” dedi.

 

Bir de bahsetmeden geçemeyeceğim bir konu maçtan sonra yapılan röportajlarla ilgili. Yenilen takımın futbolcu ve teknik direktörleriyle yapılan röportajlarda söze “Geçmiş Olsun” diye başlamak ne kadar amiyane. Yenmek ya da yenilmek önemli ama, sahada ter döken, emek harcayan futbolculara, hafta boyunca çalışıp didinen teknik ekibe yenildikleri bir maçtan sonra “Geçmiş Olsun” değil, “Tebrik Ederiz” diye başlamak lazım söze.